Ayrıca geniş kitlelerle ilişkisi bakımından tasavvuf, küçük ölçekli bir fıkıh gibidir. Bir Müslüman'ın şu veya bu ölçüde fıkıhtan müstağni kalması düşünülemez. Dindarlıkta derinleşme temayülü olan insanların büyük çoğunluğu da şu veya bu ölçüde sufilerin hikmetlerine başvurmak durumunda kalır.
İslam dünyası genel olarak bilimlerde ve teknolojide Batı karşısındaki geri kalmışlığının bedelini, önce peyderpey sömürgeleşerek sonra da değerler krizine duçar olmakla ödemeye başlamıştır. Hala da bu kriz, bütün acımasızlığıyla Müslüman
dünyayı kasıp kavurmaktadır.