Önceden bu saatlerde normal insanlar gibi lise ve üniversite aşklarımı, yitip giden dostlukları, uğradığım ihanetleri falan düşünüp üzülürdüm, şimdi de yazdığım tiyatro oyununu sahneletecek yönetmeni ben nasıl bulacağım, şiir kitaplarıma yönelik yayınevlerinden neden olumlu-olumsuz haber gelmiyor, ürettiğim sanat eserleri herhangi bir sonuca ulaştığında ve yeni şeyler üretemezsem bu boşluk hissiyle nasıl boğuşurum, memleket nereye gidiyor, ben nereye gidiyorum diye düşünüp kaygılanıyorum ve yine üzülüyorum.
Şunu fark ettim, bu ülkede normal insanların kaygılarını ve üzüntülerini paylaşsan da üzülüyorsun, marjinal kaygıların varsa da.
Her halükarda üzülüyorsun abi.
Ya da ben her halükarda üzülüyorum.
Aptal kaygılarım olduğunda da, marjinal kaygılarım olduğunda da.
Sanırım değişmeyen tek şey; üzülmek ve kaygı.