7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
“Aşktan Sonra", "Aşktan Önce" kitabının devamı. Dolayısıyla, iki kitabı arka arkaya okumam gerektiğini düşündüm. Öyle de yapılmalıymış. Bu kitapta, aşkın izleri bedenden silinirken yaşadıklarımız ve bu süreçte başımıza gelebilecek olaylar konu edilmiş. Gündelik deneyimler (ilişkide yabancılaşma ve mesafe, duygusal tükenme gibi) bilimsel bir çerçeveye yerleştirilmeye çalışılmış. Bu deneyimler, okura tanıdık gelebilir: bir zamanlar yoğun duygular uyandıran partnerin giderek sıradanlaşması, temasın azalması, birlikte yaşanan ama duygusal olarak kopuk ilişkiler. Kitap bu noktada, “romantizmin çözülmesi” temasını işliyor. Kitap, modern ilişkilerde sık görülen “duygu tüketimi” fikrinin doğal olduğunu savunuyor. 12 başlıkta incelenen aşktan sonraki meseleler, aşk acısı çekenlere "yaşadığınız acı normal ve geçecek" diyor. Bu kitapta da önceki kitaptaki gibi bir "içindekiler" bölümü yok. Okur, "Neden?" diye soruyor. Kitap cevap vermiyor. Sokrates'in haklı olduğu bir konu daha.
Aşktan SonraSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026149 okunma
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:00
Kitap, popüler bilim ile toplumsal cinsiyet tartışmalarını aynı potada birleştirmeye çalışan bir metin. Kitabın temel iddiası, kadın-erkek farklılıklarını biyoloji, evrimsel psikoloji ve sinirbilim ekseninde anlamlandırarak gündelik tartışmalara daha “bilim temelli” bir çerçeve kazandırmak. Soru-cevap formunda 15 soruya cevap verilmiş. Canan, cevaplarında “tamamen kültürel” ya da “tamamen biyolojik” gibi tek açıklamalı yaklaşımlara mesafeli duruyor. Genel olarak kitap, cinsiyet ve cinsellik üzerine kesin cevaplar arayan bir metin değil, daha çok, mevcut cevaplara şüpheyle bakmayı teşvik ediyor. Bazı cevaplar bana tatmin edici gelmedi. Bazı sorularda daha direkt cevaplar verilebilirmiş gibi geldi. Gerçi kitabın amacı bir hüküm vermek değil. Bu tür soru-cevap formatlı popüler bilim kitapları, akademi ile geniş okur kitlesi arasındaki boşluğu doldurma işlevi görüyor fakat "bilimsel kesinlik” algısını da zaman zaman bulanıklaştırabiliyor. Sağlıklı yaklaşım, eseri “kesin bilgi kaynağı” değil, bir düşünme başlatıcı olarak ele almak olur.
Soru Yorum 1: Kadınlar, Erkekler, Cinslikler ve Cinsellikler…Sinan Canan · Tuti Kitap · 2023232 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·128 syf.··
2026 3. kitabı
İlk kitabını bayıla bayıla, gözlerimden ışıklar saça saça okuduğum serinin ikinci kitabı: İçsel kentlerin en karanlık kuytu köşelerinde dolaşan, bir bedenin ve bir kişiliğin ne için özenle oluşturulduğunu açıklayan ve zevkin farklı bedenlerdeki yansımasını bizlere sunan bu kitap kesinlikle çok cesur. Anais Nin'in bu özelliğini çok seviyorum, bir kompozisyon misali anlatıyor kurguyu. Yalnızca düşünceleri, yalnızca içsel kentlerin betimlemelerini okuduğunuzu sanıyorsunuz ama anlatılanlara bir dayanak bulmak istediğinizde aslında zihninize ufaktan bir kurgunun yerleştirildiğini görüyorsunuz. Peki ya bu kitap ne ile mi alakalı: aşk, aşk ve daha çok aşk, farklı yaşlarda aşk, farklı bedenlerle aşk, sorgulanmış ya da direkt kabul edilmiş aşk, yasak veya yaşanmayan aşk ve evrende var olmuş tüm duyguların en derinliklisi olan bir kadının üzerinde aşk!! Bu kitabı okurken, aydınlandığımı hissettim. "Ivır zıvır" hissettim kendimi, anlatacak bir içsel kentim olup olmadığını düşündüm kara kara. Çünkü kitaptaki derinliği okurken anlıyordum bahsedilenleri ama günün sonunda evrensel sıcaklık öyle ağır basıyordu ki yalnızca Djuna'nın istediğini istiyordum sonunda: Her bahar, her kış, her sonbahar tüm doğallığıyla değişip dönüşen, vakti geldiğinde usul bir rüzgarla yere kapaklanmaktan çekinmeyen sıcak, sıcacık bir yaprak olmayı, bu sıcaklıkla yaşamayı! İçimde derinlerin var olduğunu hatırlatacak kadar iliklerimde akan bir sıcaklığın olmasını ama gündeliğe Jay'in gözleriyle bakabilmeyi istedim. Bir erkeğin "erkek" olmasını inceleyebilmeyi, gelecekle randevuya çıkabilecek kadar yasaklı olabilmeyi istedim. Bu seriyi okurken karakterler öyle derinlikli, öyle farklı farklı anlatılıyor ki dünya üzerinde yaşayan herkesin içsel kentleri var mı merak ediyorsunuz. Benim bu soruya bulduğum cevap
Albatrosun ÇocuklarıAnais Nin · İthaki Yayınları · 202011 okunma
Kalbin Anlamı Üzerine Mülahazalar
Puan vermedi·96 syf.··
2025 16. kitabı
Geçtiğimiz günlerde annemle bir kitapçının içinde gezinirken gördüm bu kitabı. Görür görmez içimde bir şeyler kıpırdandı. Çünkü uzun zamandır kalbimin bir darlık ve bir genişlik içinde oluşunu, bir hâl üzere sabit kalamayışını anlamlandırmaya çalışıyordum. Elbette, kalbin asli özelliğinin bu olduğunu biliyorum. Kalbin “kalp” diye isimlendirilmesinin nedeni, süratle başkalaşmasıdır. Ama Efendimizin, “Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allah’ım, kalbimi dinin üzere sabit kıl.” duasından, aslında kalbin bir hâl üzere sabit kalışının mümkün olabileceğini de biliyorum. Yaşadığı her şeyi anlamlandırarak sükûn bulabilen zihnim, beni bu kez kalbin anlamını aramaya sevk etti. Hâkim et-Tirmizî, bu eseri kendisine sadr, kalp, fuâd, lüb gibi kalbin yerine kullanılan isimlerin arasındaki farkın sorulması üzerine kaleme almış. Kitabın girişinde ilk olarak sadrdan bahsediyor. “Sadr, aslında kalbin bulunduğu mekâna denir,” diyor. Yani kalbi bir ev, sadrı ise o evin avlusu gibi düşünebiliriz. Evin yalnızca sahiplerine mahsus oluşuna karşın, evin avlusu nasıl yabancılara açıksa sadr da böyle, her türlü şeyin girişine açık bir alandır. Yani dışarıdan gelen her türlü şey öncelikle sadra girer, kalbe değil. Kalp, ilahî bir lütuf olarak Yüce Allah tarafından korunmuştur. Dolayısıyla, aslında genişleyip daralan şey kalp değil, sadrdır. Sadrdaki duraklar sırasıyla: kalp, fuâd, lüb ve artık bundan sonra, içinde zarif sırlar barındıran ince makamlardır. Bu girişten sonra müellif, “İçimde neler oluyor?” sorusuna cevap bulduğum kısımlara giriş yapıyor. Nefse, sadra girmek yoluyla baskı kurarak onu yönetme gücü verilmiştir. Bunun sebebi, Allah’ın sadra sınama yüklemesidir. Âyet-i kerîmede geçtiği üzere: “Allah gönüllerinizde bulunan şeyi denemek ister.” Böylece kulun, Efendisine yakarması,
Kalbin AnlamıHakim Tirmizi · Sufi Kitap · 2023235 okunma
Kendimizle Olan O Bitmek Bilmeyen Kavga
Puan vermedi·296 syf.··
2026 34. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:29
Bu kitap, son dönemde okuduğum eserler arasında beni en çok düşündüren işlerden biri oldu. Sayfaları çevirdikçe günlük hayatta üstünü örttüğüm, kendimle bile tam anlamıyla çözemediğim bazı noktaların net bir şekilde su yüzüne çıktığını gördüm. Karakterimde değiştirmek istediğim pürüzleri, eksiklerimi ve diğer insanlardan ayrılan farklılıklarımı sakin bir kafayla gözden geçirmemi sağladı. İçindeki tespitler o kadar yerindeydi ki, buradaki alıntı havuzumu dolduran çok fazla kıymetli satır buldum. Kitaba başlarken açıkçası çok büyük bir beklentim yoktu. Ancak yazarın bir filozof ile genç bir adam arasındaki diyaloglar üzerinden kurduğu o tartışma ortamı, beni ilk sayfalardan itibaren hikayenin içine çekti. Ağır ve sıkıcı bir psikoloji analizinden ziyade, insanın doğrudan kendisiyle yüzleşmesini sağlayan bir ayna gibiydi bu kitap. "Kusurlarımız ve eksikliklerimizi kabul edip onlarla savaşmayı bıraktığımızda, gerçek özgürlüğün kapısı aralanır." Ichiro Kishimi, bu çalışmasında bizi alışılmış Freud temelli yaklaşımların dışına çıkararak, Alfred Adler psikolojisinin o net duruşuyla tanıştırıyor. Freudçu ekol insanı tamamen geçmiş travmaların bir sonucu olarak görürken; Adler perspektifi, davranışlarımızı geçmişin gölgesiyle değil, bugünkü amaçlarımız ve yaptığımız seçimler üzerinden açıklıyor. Kitaptaki gencin filozofun düşüncelerine sürekli itiraz etmesi, metni teorik bir ders kitabı olmaktan çıkarıp günlük hayata çok rahat uyarlanabilen bir sohbete dönüştürmüş. Gencin o fevri çıkışlarını ve kırılganlıklarını gördükçe, aslında kendi içimdeki benzer sorulara cevap aradığımı fark ettim. Yazarın da üstünde durduğu gibi, modern insanın en büyük problemi, başkalarını memnun etmek adına kendisiyle sürekli bir savaş içinde olması. "Hayatta, insanın günün birinde eline aldığı
1000Kitap
Kendinle Savaşma SanatıIchiro Kishimi · Koridor Yayıncılık · 20192,528 okunma
9/10
·328 syf.··
2026 125. kitabı
#NergisKokuluYorum Sonsuza Kadar Mutsuz “Ama gerçek şuydu ki eğer yeterince iyi ararsanız ve bu yolda ilerlerken hayal kırıklıklarından ölmezseniz, gerçek olan şey orada bir yerdeydi.” Bazı düğünlerin en güzel yanı, hiç gerçekleşmemesidir. Sophie Steinbeck için evlilik, babasının kariyeri uğruna ödemesi gereken bir bedeldir. Ta ki Max’in itirazıyla düğün altüst olana kadar. Birlikte yanlış evlilikleri engelleyip para kazanmaya başlayan ikili, zamanla planlarının dışında bir gerçekle yüzleşir. Sophie partnerine aşık olmanın eşiğindeyken, Max geçmişten gelen bir görevle karşı karşıya kalır. Aşkın bir yalan olduğunu kanıtlamaya çalışırken birbirlerine yakalanmaları ise an meselesidir. Çünkü bazen en doğru cevap, “hayır”dır. Kitabı o kadar sevdim ki!!! Yazarın kalemini çok seviyorum, bu kitabı da favorilerim arasına girdi Okurken inanılmaz keyif aldığım ve her saniyesine bayıldığım bir kitap oldu. Max ve Sophie’nin hikâyeleri oldukça sıra dışı bir şekilde Sophie’nin düğününde başlıyor Max, tam düğün esnasında itirazcı olarak hikâyeye dâhil oluyor Sophie için hayatının yeni sayfasına ve özgürlüğüne yeni bir adım oluyor ve tekrar karşılaştıklarında ise artık düğünleri sabote etmeye çalışan bir ikili hâline geliyorlar Sophie’nin düğünden sonraki hayatını okumayı çok sevdim. İnanılmaz kendine has bir karakteri vardı enerjik, hazır cevap ve fazlasıyla eğlenceli bir karakterdiÖzellikle ev arkadaşları o kadar renkli ki hikâyeye apayrı bir hava katmışlardı Max’in neden itirazcılığa başladığını ve işin nasıl buralara bir iş gibi geldiğini okumak çok etkileyiciydi. Max ve Sophie’nin diyalogları, aralarındaki çekim ve birlikte itirazcılık yapmaları çok hoştu Max’in ailesiyle olan iletişimi çok tatlıydı, ek olarak Sophie’ye olan yaklaşımları da öyleydi Sophie ve Max’in
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202621 okunma