Bunun bir örneğini 22 Eylül 1969 Pazartesi akşamı televizyondaki "Haça Karşı Gamalı Haç" adlı bir filimde seyrettim. Adına göre bunun Hitler ve Nasyonal Sosya-lizm aleyhinde olacağı sanılırdı. Fakat öyle çıkmadı. Tarafsız, objektif bir röportaj niteliğinde kaldı. Filim, İkinci Cihan Savaşı'nda Münster şehrinin başına gelen-leri anlatıyordu. Münster, Almanya'nın kuzey batısında muhafazakâr bir Katolik şehri, Amerikan hava saldırıları ile yıkılmış manzarası gösteriliyordu. O zaman galiba 16 yaşında olan bir Alman kızının gizlice aldığı filim de yayına eklenmişti. Bugün o şehirde yaşayan Almanlar-dan birçoğunun hâlâ Hitlerci olduğu anlaşılıyordu. Bun-lar, bazı yanlışlarına rağmen Hitler'in iyi işler yaptığını söylediler. Hele bir tanesi: "Ben Nasyonal-Sosyalistim. Fakat her şeyden önce Almanım. Almanya'nın üzerine bu kadar çirkef atan bugünkülerin Allah belâsını versin" dedi. O zaman gizlice filim çeken kızın bugünkü halini de gördük. Elli yaşlarında bir kadındı. Görmüş geçirmiş insanlara has sakin bir duruşu vardı, işgalde kendisine üç Amerikan askerinin tecavüz ettiğini söyledi. Spiker "bun-lar Zenci mi idi" diye sorunca da "hatırlamıyorum, o za-mana ait hiçbir şey hatırlamıyorum" diye cevap verdi. Yine gizlice çekilmiş bir filimde tutsak edilmiş Alman askerlerinin elleri havada olduğu halde sevkedilirken her iki taraflarında sıralanmış olan Amerikalılar tarafından yumruk ve tekme yağmuruna tutulduğu görülüyordu. Ben Amerikalıların bu kadar zebunküş ve kahpe olduk-larını tasavvur etmemiştim. Fakat bu manzara gösterilir-ken spiker: "Batıda da hırsızlık ve ırza geçme çok oldu ama buna rağmen bu işler doğuda Ruslara tutsak düş-mekten çok hafifti" diyordu. Filimin sonu ibret vericiydi. İkinci Cihan Savaşı'nda-kilerle bugünküleri resimlerle ölçüştürüyordu. O zaman-kiler
Sayfa 226 - Ötüken, 1969 Sayı 12·Kitabı okuyor
O’nun Hz.Muhammed (s.a.v)hürmetine bizleri affeyle yarabbi
Hazret-i Ömer'in naklettiği bir hadîs, cennetten çıkarılan Âdem Peygamber'i, Allah'a şöyle yalvarırken tasvir ediyor: «- Yâ Rab, M....... hürmetine beni affet! Ve Allah'tan cevap alıyor: «- Yâ Adem, O, benim için insanların en sevgilisi... Değil mi ki, benden, O'nun hürmetine af istedin; suçunu bağışladım!»
Sayfa 27 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kant "Aydınlanma nedir?" sorusuna verdiği meşhur cevapta bugün klasik haline gelen bir tanım yapmıştı: "Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür: bunun nedenini de aklın kendisinde değil. fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır" (Kant. 1984: 211). Bu cevap basitçe şu anlama gelir: Aydınlanma çağına gelinceye kadar insanlık henüz aklını yeterince kullanma yetisine kavuşamamış bir çocuk gibiydi. Dolayısıyla kendi hayatını sürdürebilmek için bir otoriteye bağlı olmak zorundaydı. Ancak artık insanlık reşit olduğuna göre, din ve benzeri hiçbir otoriteye bağlı kalmadan kendi aklı ile hayatını yeniden kuracaktır. Burada erginliğe erme metaforu aslında konuyu açıklama konusunda yetersiz kalır. Zira erginliğe erişip reşit olan birey, kendi hayatıyla ilgili kararlar alırken hala bir ölçüde çocukluk döneminde bağlı olduğu otoritelere başvurma eğiliminde iken, Aydınlanma her şeyiyle geçmişle olan bağı koparmayı arzu etmişti. Aydınlanmanın temel özelliği hayatın merkezine seküler dünya görüşünün konmasıdır.
Sayfa 158
1000Kitap
Kendi kendime: “ Ne yapabilirdim? Elimden ne gelirdi? Ben kimim ki? “ diyor, fakat yine kendim: “ Hiç olmazsa kaçmazdın… Hiç olmazsa dinlerdin. Kim olursan ol… Dünyada kendisi için hiçbir şeyi olmayan bir insanın bile başkalarına yardım edecek bir şeyi vardır… Hiç olmazsa bir tek sözü…” diye cevap veriyordum.
Sayfa 45·Kitabı okudu
-Evet efendim… Sizinle adaşız, -Bay Goldyadkin’in çekingen misafiri gülümsemeye ve şaka yapmaya çalışarak cevap verdi. Ama ev sahibinin şaka kaldıramayacak kadar ciddi ve biraz da şaşırmış olduğunu görünce eski haline döndü.
Sayfa 69·Kitabı okuyor
ÖTEKI
Bakamam, korkarım güzelliğinize; Gözüm değmesin olgunluğunuza! Ah, ey güzelliğin seçkin örneği, Bilmez miyim anlamınızı? Böyle özlemle yok olur mu gönül? Bulamaz mı bir yol kavuşmanıza? Bir zamanlar dinlemiştim O baldan tatlı konuşmanızı; O zamanlar ne oldu... Cevap var mı? Yok mu izin durumunuzu anlatmanıza?! Ey iltifatıyla canımı şenlendiren, Hazırdır gönlüm sorularınıza!