sueda

@suedw·
·
sabitlendi
Hikmetli söz müminin yitiğidir, onu nerede bulursa on(u öğrenmeye ve uygulamay)a en layık olan odur.
Sayfa 150·Kitabı okudu
1000k
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Geçtiğimiz yüzyılda gerçekleşen kültür değişiminin en önemli özelliklerinden birisi de ahlâkın ve dinin birbirinden ayrılmasıdır. Din, bireysel ve özel bir konu haline gelmeye başladı: ahlâk da bireysel faziletten çok sosyal adalete öncelik vererek sosyal bir nitelik kazandı. Ahlâkın "sosyal ahlâk" durumuna gelmesinin başlıca sonucu olarak, temel sosyal sorunlar dışındaki sorunlarda, görüş aykırılıklarına karşı toplum daha büyük bir hoşgörü beslemeye başladı (Bottomore: 275). Sosyal normların erimeye yüz tuttuğu bir ortamda hoşgörünün arttığını söylemek doğaldır. Fakat aslında burada yükselen bir değer olarak karşımıza hoşgörü çıkmaz. Yükselen yeni değerler bireyciliğin artması, mutlak bir özgürlük arayışı, diğerleriyle olan ilişkilerde faydacılık ya da kayıtsızlıktır.
Sayfa 184
1000Kitap
"Bir dönemi kapatmanın yollarından biri, ona uygun bir isim verip tarih ananın kucağına bırakıvermektir." (Illich, 1994: 11)
Sayfa 168
1000Kitap
Kant "Aydınlanma nedir?" sorusuna verdiği meşhur cevapta bugün klasik haline gelen bir tanım yapmıştı: "Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür: bunun nedenini de aklın kendisinde değil. fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır" (Kant. 1984: 211). Bu cevap basitçe şu anlama gelir: Aydınlanma çağına gelinceye kadar insanlık henüz aklını yeterince kullanma yetisine kavuşamamış bir çocuk gibiydi. Dolayısıyla kendi hayatını sürdürebilmek için bir otoriteye bağlı olmak zorundaydı. Ancak artık insanlık reşit olduğuna göre, din ve benzeri hiçbir otoriteye bağlı kalmadan kendi aklı ile hayatını yeniden kuracaktır. Burada erginliğe erme metaforu aslında konuyu açıklama konusunda yetersiz kalır. Zira erginliğe erişip reşit olan birey, kendi hayatıyla ilgili kararlar alırken hala bir ölçüde çocukluk döneminde bağlı olduğu otoritelere başvurma eğiliminde iken, Aydınlanma her şeyiyle geçmişle olan bağı koparmayı arzu etmişti. Aydınlanmanın temel özelliği hayatın merkezine seküler dünya görüşünün konmasıdır.
Sayfa 158
1000Kitap
İlerleme düşüncesi ve ütopyalar arasındaki ilişki önemlidir. ... Comte ve Marks gibi 19. yüzyıl ütopyacılarına göre hayallerindeki toplum artık önlerindedir ve onu yakalamaya çok az kalmıştır. Bu dönemin bilim adamları sürekli "ilerleme" ile yeni ve aydınlık bir çağın eşiğinde olduğuna inanıyorlardı. Oysa Batı'daki bütün olumlu düşünülen gelişmeler 1914'de tarihte eşi görülmemiş bir olayla dokuz milyon kişinin öldüğü Birinci Dünya Savaşı ile sonuçlandı. Geçmişte de Haçlı Savaşları, 30 Yıl Savaşları, Yüzyıl Savaşları gibi çok uzun ve çok milletli yıkıcı savaşlar olmuştu ancak hiçbir savaş bu kadar geniş coğrafyayı etkilememiş ve bu kadar insan kaybı yaşatmamıştı. Bunun esas sebebi de bilim ve teknolojide gelinen "ileri" noktaydı şüphesiz.
Sayfa 140
1000Kitap