Râbıta, müridin şeyhinin hayalini gözünde ve gönlünde taşımasıdır.
Hz. Peygamber (s.a.v)'e salât ü selâm getirerek gönülde bir sevgi bağı oluşturmak da bir tür râbıtadır. Hz. Hasan'ın dayısı Hind b. Ebî Hâle'den Hz. Peygamber'in hilyesini sorarak: "Özelliklerini dikkate alıp onunla kalbî bir bağ kurmak için onu bana tasvir etmeni istiyorum" demesi, bir bakıma kalbî alâka ve râbıtadır.
Sonuç olarak râbıta, Allah ile kul arasına şeyhi üçüncü bir şahıs olarak sokup irtikâb edilmiş bir şirk değil, aksine mürîdin, önündeki model şahsiyete benzemesi, onunla olan beraberliğini kalbi ile sürdürmesidir.