Vejdi Bilgin

Vejdi Bilgin

Yazar
9.4/10
8 Kişi
·
36
Okunma
·
5
Beğeni
·
699
Gösterim
Adı:
Vejdi Bilgin
Unvan:
Din Sosyoloğu, Profesör
Doğum:
Bulgaristan, 1971
1994’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 1996 yılında yüksek lisansını, 2001 yılında da doktorasını tamamladı. 1995-1998 yılları arasında O.M.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı. 1998 yılından bu yana Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde görev yapmaktadır. 2003-2004 öğretim yılında, Türkmenistan’daki Mahdumkulu Türkmen Devlet Üniversitesi’nde dersler verdi. 2004’te Yardımcı Doçent oldu, 2008’de “Din, Bilgi ve Kültür Sosyolojisi” alanında “Doçent” unvanını aldı. Din sosyolojisi alanında yayınlanmış kitap ve makaleleri vardır.
"Ey Allah'ın Elçisi! Müminler gibi kafirler de yaptıkları iyiliklerin karşılığını ahirette alacaklar mı? "

"Allah bir insanın küçücük bir hayrını bile karşılıksız bırakmaz. Bu zulüm olur ve Allah zalim değildir. Mümin her iyiliğinin karşılığını hem bu dünyada görür hem de ahirette. Kafirlere gelince. Onlara yaptıkları iyiliklerden dolayı bu dünyada o kadar çok şey verilir ki, ahirette verilecek bir şey kalmaz."
-"Müminlerin en faziletlisi kimdir ey Allah'ın Elçisi?"
-"Ahlakı en güzel olandır."
-"Peki, müminlerin en akıllısı kimdir? "
-"Ölümü en çok anan ve ölüm gelmeden önce ahirete hazırlık yapan kişidir. Bu dünyadaki her güzel iş ahiret için hazırlık olmalı. Zira bir kişi ölünce cenezaye katılanların onun ardında yürümesi gibi üç şey daha yürür. Ailesi,malı ve bu dünyadaki amelleri. Ailesi ve malı mezardan geri döner, ama amelleri o insanla baki kalır."
Türkiye, mirasçısı olduğu Osmanlının yıkılmaya yüz tuttuğu son zamanlarından beri dini, devleti ve siyaseti belki de gereğinden fazla konuşan bir ülke. Toplum olarak bu üç kavramı hem teker teker hem de birlikte sohbetlerimizin merkezi yapmış durumdayız çoktan beri.

Bunu belki de durumumuzu iyileştirmek, ülkenin yaşadığı dertlere derman bulmak için yaptık ama yaptık sonuçta. Ve bu bizi yordu zamanla. Özellikle de bir türlü gündemden düşmeyen dini konular yordu bizi. Dr.Necdet Subaşı’nın o şahane kavramsallaştırmasıyla “din yorgunu”yuz artık.

Kendini dini değerler üzerinden ifade eden yerli damarı, özellikle Batı’ya eklemlenip toplum mühendisliği yapan bazı kişilerin/bazı odakların uzun süreli ve ısrarlı çabaları daha da çok yordu, toplumun kafasını fazlasıyla karıştırdı. Onlar böyle çabalarken, bir tarafta da inançlarını yaşamak isteyen kişiler kendilerine hayat alanı açmak için çabaladı. Bunun sonucunda da toplum, özellikle inanç konusunda tam ortadan ikiye yarıldı. Bu yarılmanın etkisiyle insanlar birbirlerine uzaklaştı, toplumdaki sosyal doku hırpalandı bilindiği gibi.

Din üzerinden taşeronluk yapmak

Kurdun puslu havayı sevmesi gibi, ülkenin bu karışık ve yorgun halinden yararlanmak isteyenler de oldu hep. Bunlar bazen kendi çıkarları için yaptı bunu bazen de başka ülkelerin taşeronu olarak… Ama bu ülkenin varlığıyla oynayan birileri hep oldu ve muhtemelen de olacak bundan sonra.

Dün başkasıydı, bugün FETÖ; yarın ne olacak?

Dün FETÖ adıyla, daha önce belki başka adlarla ortaya çıkan bu birileri, durup dururken çıkmadı ortaya. Önce ortaya çıkabilecek bir zemin buldu bu birileri kendine, daha sonra da bu zeminin üzerinde yükselip ülkede güç alanı kazanacak ‘mümin’ler…

Bakıldığında bunlar, kendilerine dayanak olarak ya dini referans alıyorlardı ya da dine karşı olmayı... Kendilerini tarif ederken kullandıkları birkaç referans noktası illa ki dinle ilişkiliydi. Din olmadan olmuyordu yani. İster kişisel bir çıkış, ister bir grup olarak çıkış olsun, kendisini bir şekilde din üzerinden tarif ediyordu bunlar.

Dini grupların siyaset ve bürokrasiyle ilişkisi

İşte dini grupların toplumla, özellikle de siyaset ve bürokrasiyle ilişkileri geçtiğimiz yıl Bursa’da düzenlenen bir sempozyumda ele alındı. Daha sonra “Dini Gruplar, Siyaset ve Bürokrasi” adıyla kitaplaşan bu sempozyumda sunulan tebliğler, olayı tarihi perspektiften inceleme iddiasında olan metinler...

Konunun hangi yönleriyle incelendiği hakkında fikir sahibi olunması için rastgele seçtiğim ’Osmanlı Klasik Döneminde Devlet-Tarikat İlişkisi’, ‘Dini Gruplara Aidiyetin Psikolojik Nedenleri’, ‘Dini Grupların Toplumsal Değişimdeki Etkilerinin İncelenmesi’, ‘Bir Siyasal Kimlik Olarak Şeyhlerin Siyasal Gücü’, ‘Dini Gruplar ve Üniversite’, ‘İslam’da Bâtıni Düşünce ve Terör’, ‘Dini Yapılar, Diyanet ve Kamusallık’başlıklarına bakmak bile yeterli.

Konuyu çeşitli cepheleriyle merak eden herkesin bu merakını giderebileceği bilgilere ulaşabileceği bir kaynak bu.

İslam ve terör nasıl yan yana gelir?

Prof.Dr.Kemal Ataman, Prof.Dr.İsmail Güler ve Prof.Dr.Vejdi Bilgin editörlüğünde hazırlanan kitaptaki her tebliğin önemli olduğunu not düştükten sonra, benim için gerçekten ufuk açıcı olan bir tebliğe değinmek isterim. Benim açımdan bu tebliğin önemi, en son FETÖ olayında örneğini gördüğümüz sapkın hareketlerin düşünce yapısını ve yeşerdiği ortamı olabildiğince detaylı biçimde açıklaması.

Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr.Ali Avcu tarafından sunulan “İslam’da Bâtıni Düşünce ve Terör” başlıklı tebliğ, adında bile ‘barış ve esenlik’ anlamı bulunan güzel inancımızın kötü niyetli insanlar tarafından ne hale sokulabileceğinin tarih içindeki bir özeti gibi.

Batınilik şemsiye bir kavram

Tebliğinde önce kavramı inceleyen Ali Avcu, Batıniliğin başlangıçta bir mezhep olarak ortaya çıktığını söyler. Bu dönemde Batınilik dendiğinde akla gelen ‘İsmailiye mezhebidir’. Fakat Batınilik, hep aynı yerde ve aynı biçimde kalmaz. Zamanla farklı biçimlere bürünür, kapsamı genişler. Ali Avcu bunu “Tüm bunlar göstermektedir ki Batınilik sadece bir mezhebin ismi olmaktan ziyade din anlayışlarındaki benzerlikten hareketle birden çok mezhebi bünyesinde toplayan şemsiye bir kavramdır. Bu çatı altına metni zahir-batın şeklinde ikiye ayırarak kurtuluşu batında arayan bütün grupları dahil etmek mümkündür.” (Dini Gruplar, Siyaset ve Bürokrasi, s.434) Ali Avcu, bu ‘kurtuluşu batında arama’ noktasına özellikle dikkat çeker tebliğinde. Çünkü şu soru hayatidir: ‘Kurtuluş batındadır ama batındaki bu kurtuluşun ne olduğunu kim bilecektir peki?’

“Özel bilgiler seçilmiş insanlarda olur” dediğin an…

İşin püf noktası tam da buradadır zaten. Batında gizli olan bu kurtuluş bilgisine sahip olduğunu iddia eden ve çevresindekileri de buna ikna eden kişi, bir anda çevresindeki o insanların ‘tanrısı’ konumuna yükselivermekte, kurtuluş bilgisine sahip olduğu için de her yaptığında bir hikmet bulunmaktadır. Bu bilginin verdiği güçle doğru görünenin yanlış, yanlış görünenin doğru olduğunu söylemekte ve bu da inananlarınca asla sorgulanmamaktadır. Çünkü o, herkesin kurtuluşuna sahip olacak bilgiye ulaşacak özel biridir ve bu da ancak seçilmiş olmasıyla mümkündür. Seçen de bizatihi Allah olduğuna ve seçtiği kişiye, inananlarını kurtaracak bilgiyi de verdiğine göre…

Her batınî aynı mıdır?

Ali Avcu, terim anlamıyla sunduğu Batınilik kavramının anlamının zamanla genişlediğini, içine tasavvuf dâhil birçok ekolün katıldığını belirttikten sonra, ‘batıni’ olarak tanımlanan her şeyin illa ki FETÖ ve benzeri yapıları ortaya çıkaran bir yatak olmadığını özellikle vurgular. FETÖ ve benzeri yapıların ‘gulat Şiî’ anlayışı ve bu anlayışın ilkeleriyle örtüştüğünü söyler.

Öte yandan ise, terim anlamıyla ‘batınî’ sayılsa bile, inanç, ilke ve yöntem olarak batıni sayamayacağımız ekollerin de varlığını zikreder Ali Avcu: “(…) Şii gulattan bağımsız olarak gelişen bu yeni alan, batıni düşünme biçiminin temel ilkelerini kullanarak Sünni çevrelerde bu düşüncenin sebebiyet bulmasına sebebiyet vermiştir.” (age, s.435) cümleleriyle belirttikten sonra “(…) Şii gulattan farklı bir kulvarda gelişen tasavvuf, detaylarına indiğimizde Şii batıni ekollerden oldukça ayrılmaktadır. Her şeyden önce onlar Sünni kalmaya devam ederek meşruiyetlerini büyük oranda korumayı başarmışlardır. Diğer yandan batıni düşünme biçiminin algılanması zor olan vahdet-i vücut gibi kimi hususlarında, Şii gulatı gibi serbest yorum geliştirmek yerine çoğu zaman susmayı ve belli bir sınırda durmayı tercih etmişlerdir.”

Hasan Sabbah’tan İbni Arabi’ye, Dürzilikten FETÖ hareketine kadar birçok kişi ve kavrama değinilen otuz sayfalık tebliği özellikle biz Müslümanların okuması gerekiyor. Dinimizi ve dinimizin zamanla sokulmak istendiği biçimleri ne kadar çok bilirsek o kadar az aldanırız çünkü. En azından düşmanlarımızın bizi tanımak için kafa yorduğu kadar kendimizi tanımaya ve inancımızı anlamaya kafa yormadıkça işimizin çok ama çok zor olduğu, bu kitap okunduktan sonra daha da iyi anlaşılıyor.

Beş yüz yirmi sekiz sayfalık hacme sahip bu kitap, benim başucu kitaplarımdandır artık.
Velid bin Muğire
" İki şeye aciz kaldık. Kur'an'ın ifade gücü ve Muhammed'in azmi."
" Peki, ey Allah'ın Elçisi" dedi adam."Bu dünyadaki amellerimize karşılık ahirette bize ne verilecek?"

"Ümmetimin ahirette ne kazanacağı bana gösterildi" dedi Peygamber."Yüce Allah her güzel fiile karşılık verecek. Hatta bir kişi Mescitte görüp kaldırdığı bir çöp için bile karşılık alacak." Peygamber bir süre sustu ve sonra devam etti.
"Ama ümmetimin işlediği günahların cezası da bana gösterildi. Bu günahlar içinde, bir kimsenin Allah'ın lütfü olarak öğrenip sonra unuttuğu bir süreden daha büyüğünü görmedim."
Bir cuma hutbesinde Peygamber imanı anlatırken:
" Üç haslet vardır" demişti. "Bunlar kimde varsa imanın tadını duyar. Birincisi, Allah'ın ve Elçisi'ni her şeyden ve herkesten çok sevmek. İkincisi, mümin kardeşini hiçbir çıkar gözetmeksizin sadece Allah rızası için sevmek. Üçüncüsü, Allah'ın imansızlıktan kurtarıp İslam'ı nasip ettiği kişinin, kafirlikten ateşe atılmaktan korktuğugibi korkması. Sizden biriniz kendisi için istediği güzel bir şeyi mümin kardeşi için de istemedikçe gerçekten imam etmiş olmaz."
176 syf.
·8/10
Peygamber efendimizin hayatını Enes b. Malik'in gözünden Vejdi hocamın kaleminden okuyun isterim. Dili sade ve anlaşılırdır bir çırpıda okuyabileceğiniz güzel bir kitaptır. Daha ziyade lise öğrencilerine hitap eden bir kitap ama her yaştaki insan da okuyup faydalanabilir bence.
176 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Efendimiz s.a.v. in hayatını en yakınının gözünden baktım bu kitapla.Peygamberimizin yaşamındaki bize örnek olan davranışları bir kez daha gözden geçirdim.ahiret hayatı namaz mescitlerdeki davranışlar ......
En çokta kıyametin yaklaşması bölümü hayli düşündürücü geldi.İlim ortadan kalkacak cehalet artacak.İnsanlar çok içki içecek zina artacak.Nüfus dengesizleşecek kadın artacak erkek azalacak.
128 syf.
·Beğendi·10/10
Mekke Dönemine, Efendimiz(sav)'in hayatına, peygamberliğine ve ashabıyla bu yoldaki mücadelesine en azılı müşriklerden Velid bin Muğire'nin aciz ve inatçı gözüyle bakmak...
İman etmenin tadına varacakken küfürde israriyla hakkında en çok ayet nazil olan müşriklerden Velid bin Muğire, şöyle ifade eder:
" İki şeye aciz kaldık. Kur'an'ın ifade gücü ve Muhammed'in azmi."

Kitabı okurken siyer bilgisinin yanında pek çok şey öğrendim. Bir çok ayetin nuzul sebebini daha yakından görmemi sağladı.
Beni en çok etkileyen ise "Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayan, insanlar arasında söz taşıyan, hayrı engelleyen, saldırgan, günahkar, kaba saba, bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye, serveti ve oğulları var diye sakın boyun eğme!"
Kalem Suresi 10-14. Ayetleri nazil olunca:
'Bu sözler acaba benden mi bahsediyor' diye şüpheye düşen ve aslında kim olduğunu inanmadığı vahiyle öğrenen, vahyin karşısında aciz kalan bir müşrik.

Yazarın biyografisi

Adı:
Vejdi Bilgin
Unvan:
Din Sosyoloğu, Profesör
Doğum:
Bulgaristan, 1971
1994’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde 1996 yılında yüksek lisansını, 2001 yılında da doktorasını tamamladı. 1995-1998 yılları arasında O.M.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı. 1998 yılından bu yana Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde görev yapmaktadır. 2003-2004 öğretim yılında, Türkmenistan’daki Mahdumkulu Türkmen Devlet Üniversitesi’nde dersler verdi. 2004’te Yardımcı Doçent oldu, 2008’de “Din, Bilgi ve Kültür Sosyolojisi” alanında “Doçent” unvanını aldı. Din sosyolojisi alanında yayınlanmış kitap ve makaleleri vardır.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 36 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 16 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.