Bazen gerçekten birine çok ihtiyaç duyuyorum. Sakın “aman daha yaşın için biraz erken. Daha önünde çok zamanın var” diye düşünme. Çünkü yaş diye bir şey olamaz. Ben ne zaman bir insana (yani ona) ihtiyaç duyuyorsam, kendimi biriyle bütün olarak düşünebiliyorsam işte o zaman zamanı gelmiş demektir.
Henüz yirmi iki yaşındaydı. Öyle bir yaşta, gençliğin öyle hassas bir devresindeki fikir, aydınlık bir semanın elmas yağmuru altında parlak hülya alemlerinde kanatları kırılmış bir kuş gibi henüz topraklara düşmemiş, gözler ışık saçan bir hayal ufkunun ışıklarıyla doluyken bir perde altında siyah bir köşenin açılmak üzere olduğunu henüz görmemiş, yalnız aydınlık, sevinçli bir sabahın rüyasına dalmış, ümit güneşinin üzerine ta uzaklarda bir ufkun içinde hazırlanan bulutların dökülmeye hazır olduğunu anlamamıştı.