“Haklısın Alicim. Buna itiraz edemem. Sadece aşk derim. Ama bunu olumlu bir neden olarak da gösteremem. Aşk işte, Nevzatın söylediği gibi insanın hissedebileceği en yıkıcı duygu. Hepimiz bunu biliriz aslında,bilmesek de hissederiz. Gel gör ki bu duygudan da vazgeçemeyiz. Kapımızı çaldığında biraz tereddüt etsek de çok fazla bekletmez büyük bir heyecanla buyur ederiz içeriye. Bedelini de öderiz tabii sonunda…”
Aşk gerçekten kişiye özel bir duyguydu. Birbirine benzer gibi görünse de,her aşk biricikti. İşte tam da bu yüzden,bu kadar güçlü bir duygu, cinayet de içinde olmak üzere insana her türlü kötülüğü yaptırabilirdi.
Aşk diye bir şey yoktur,güzellik vardır. Güzellik de kimsenin malı değildir. Ona sadece belli bir süre sahip olabilirsin,sonra uçar gider. Tıpkı Gözde gibi, o ne sana,ne de bana, o kendine ait.
Tıpkı Kızkulesi gibi, tıpkı Da Vinci’nin Mona Lisa tablosu gibi, tıpkı Michelangelo’nun Davut heykeli gibi, tıpkı Orhan Veli’nin şiirleri, Yaşar Kemal’in romanları, Sait Faik’in hikayeleri gibi.
Bize sadece onu paylaşmak düşer.