… dolayısıyla Tanrı’nın feyzi, umumî olmakla beraber bu feyzin muhatabı olan varlıkların imkân ve kuvve nitelikleri arttıkça feyzden aldıkları pay da azalmaktadır. Varlık hiyerarşisinde en fazla imkân ve kuvve niteliğine sahip varlık madde olduğundan onun bu feyzden istifadesi de diğer varlıklara nisbetle oldukça azdır. Bu özelliği dolayısıyla ay-altı âlemdeki kötülüğün sebebi olarak gösterilmesine rağmen, filozofun maddeyi, bir kötülük tanrısı olarak kabul ettiğini söylemek yanlıştır. Zira ona göre madde de Tanrı tarafından yaratılmıştır ve sebep olduğu kötülükler, kendi yapısal özelliklerinden kaynaklanmaktadır:
“(...) Zira feyz umumîdir, onda cimrilik olmadığı gibi ona herhangi bir engel de yoktur. Cahil ve kıt akıllılar, bu eksikliğin sebebinin, şânı yüce olanın fiilleri olduğunu sanmamalılar. O’nun fiilleri sıfatlarının, sıfatları da zatının bir gereğidir; zatı ise ebedî olarak aktiftir (mûcib).”
Neticede İbn Sînâ’ya göre kötülükler, Tanrı’nın ilk inayetinde malum olmakla beraber Tanrı bunu hem arazî olarak kastetmiştir hem de arazî olarak bundan hoşnuttur. Tanrı’nın kötülüklerden arazî olarak hoşnut olması, iyiliğin ayrılmaz bir parçası olmalarından kaynaklanmaktadır.
•Türk İslam felsefesi tarihi ll