şimdi fark ediyordum. Belki de yalnızlığımın adı buydu: iplerimi birinin eline vermeyi beklemek. Oysa başka bir ihtimal daha vardı; iplerimi kendim de tutabilirdim. Ve bunun farkına bu yaşımda ancak varmıştım
“evimize kitabın adını verelim” diyecek kadar güzel bir iletişim var. Günlük yaşamlarını paylaşıyorlar. Adam karısıyla buldukları bir ismi tabela yaptırıp evlerine asıyor. Bu, değer vermek değil de nedir? Bu, birlikte yuva kurmak, adını koymak..