Delikanlı, parmağıyla duvardaki resimlerden birini işaret etti.
Bu resim, Vahdettin'in bir İngiliz harp gemisine binişini gösteriyordu...
"Bu da sizin nesilden çıktı ama!..."
İhtiyar küplere bindi. Yunan başkumandanının kılıcını teslim alan "Başkumandan Halaskar Mustafa Kemal Paşa Hazretleri"ni gösterdi.
"Bu da!"
Genç, "Onu karıştırma," dedi. "O bizim babamız!"
"Tamam. Ama bizim nesilden..."
"Eti sizin nesilden, ruhu bizim!"
Ne tuhaftı şu dünya! Birtakım maddi sebepleri bilinmekle beraber, daha önce bilinmeyen meçhullerden geliniyor, doğuluyor, büyünüyor, bir zaman bir arada haşır neşir olunuyor, birbirine alışılıyor, sonra yavaş yavaş dağılınıyordu. Bütün bunlar nasıl da ağır ağır, alıştıra alıştıra oluyordu. Ezellerden ebedlere bitmez, başı sonu olmayan bir yolculuk!