Agrıyoruz. Buna 'dünya ağrısı’ dediklerini duyuyoruz.
Agrimiz dünyadan olsa bu kadar derin olur muydu? Agrimiz icten, kendimizden, bize benzeyenden, bizden, benden. Eskiden, cok eskiden. Agrimiz ruhtan, yaramiz bedenden. Yalniz degiliz, kimsesiziz. Gögü alinmis bir kus gibi yerle biriz. Eksigiz. Varligimiz, gelisimiz o eksigi gidermek için olmali. Arıyorsak ondandir.
herkesin kendi ithakisi, herkezin kendi yolculuğu. Sonunda bir yere varılır ya da varılmaz. Varılan, ‘vardım ‘ sanılan yer, varılmak istenen yerdir belki, belki değildir. Çoğun değildir aslında, ama kendisinden bile gizler insan
Bahçe, içerinin dışarıyı özlediği, göresi geldiği vakittir. İnsan içindeki bahçeye çıkmak ister de, tıpkı Necatigil’in “bazı şiirler bekler bazı yaşları” dizesi uyarınca, bazı yaşları, zamanları, yaşamaları, dönemeçleri, insanları bekler
Şehir avluya sığmaz ama, bazen sığınır. İnsanların daha birbirlerinin gözlerine sığınmaları, birbirlerinin gözlerinde yaşamaları, büyümeleri, yetişmeleri, iyileşmeleri gibi