Son satırlara kadar insanların hayallere tutunma ihtiyacını sarsıtıcı şekilde hissettiren bir kitap düşünün…
Birbirine sımsıkı bağlı olan iki dostun başından geçen olayları okurken keşke benimde arkamda duran, her daim destekleyen ve belalardan koruyan biri olsa demekten kendimi alamadım.
Lennie.. Kalbinde biraz bile kötülük olmayan ancak beladan da kurtulamayan biri. Dostu ne kadar arkasını kollasa da -bilirsiniz işte insan neyden kaçarsa onun tarafından kovalanır- maalesef bazen başının çaresine kendi bakmak zorunda kalabiliyor.
Kitabı okurken Lennie gibi bende tavşanları çok sevmeye başladım. O güzel küçük tüylerini sevmek gerçekten hoş bir duygu olmalı. Ama bu başına bela açmadığı sürece…
Her satırda bende yaşadığım hayatta ne kadar hayallerime bağlı olduğumu fark ettim. İnsan bir şeyi ne kadar isteyip ne kadar dillendirirse işte o kadar kaybeder onu. İşte o kadar uzaklaşır ondan.. Bu kitap bunu gerçekten çok iyi anlatmış.
Son sayfalar beni hem hüsrana hem de büyük bir duygu karmaşasına itti.. Herkesin okuyup da yaşaması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okuyanlara burdan sevgiler… Okumayı düşünenlere de keyifli ve hüzünlü okumalar dilerim..
Spoiler vermeden bir kitabı yorumlamak gerçekten çok zormuş.. John Steinbeck