Ters köşe olacağımı bildiğim için mi yoksa artık yazar sadece ters köşe yapmış olabilmek için mi ters köşe yazıyor bilmiyorum ama artık eskisi kadar büyülenmiyorum sanki.
Başkahramanımız Nora, seri katil bir babanın ve intihar eden bir annenin kızı. Bu aileden çıkıp cerrah olup insan kesme konusunda "babasının izinden giden" birisi. Babasının gölgesinden kurtulmak için soyadını değişmiştir fakat küçük sırrını bildiğini düşündüğü birileri tarafından oyuna getiriliyor. Kahramanımızı bu şekilde korkutanı çözmek zordu açıkcası tahmin edememiştim. Ama dediğim gibi diğer kitapları kadar da şaşırtmadı.
Livaneli'nin okuduğum birkaç kitabında beni yazdığı ortamda yaşattığı için yine benzer bir şekilde kurguda kaybolacağımı düşünmüştüm. Maalesef yarısını bile yaşamadım. 1968 Türkiye'sindeki sağ-sol olaylarını "solcuların" gözünden okuyoruz. Dillere destan bir aşkın tanışıp-çocuk sahibi olma kısmını nerdeyse 5 sayfa gibi çok yetersiz bir şekilde okuyoruz. Çocuklu hayatlarını anlamadan Selim hapishaneye giriyor ve eyleme mi katıldı, kitap mı yazdı neden girdi bilmiyoruz. Hapishanede işkencelerden bahsediliyor (umarım yaşayan kesimin daha da tetiklenmemesi için bu şekilde anlatılmıştır) o kadar uzağız ki olaya. Okumadan önce o dönem hakkında bildiklerimle şu anki bildiklerim hemen hemen aynı, hayatıma hiç bir şey katmadı.
Okurken de çok sıkıldım. 180 sayfa bir kitaptı ama uzadıkça uzadı. Beğenmedim. Olaylara dahil olamadığım bir kitaptı.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
"Halkın beni sevmesine gerek yok ," dedi Diktatör, sesinde en ufak bir tereddüt yoktu. "Benden korksun, yeter. İnsan toplumları başka türlü yönetilemez delikanlı."