Osmanlı neden çöktü?
— Bir değil pek çok sebebi var; ama en can yakıcı olanı şu:
— Akıldan, bilimden sapmak;
uydurulmuş dinin gölgesinde mucize beklemek!
Rönesans ve reform hareketlerinden sonra Avrupa hızla ateşli silahlar geçerken, buharlı gemilerle okyanusları aşarken;
— biz köhne gemilerde "Buhârî" okutarak donanmayı kurtaracağımızı sanıyorduk.
— Çünkü biz, sebebi gökte ararken,
atı alan Üsküdar'ı yerden geçiyordu!
❗️"Buhârî okutmak" da ne mi?
Şöyle anlatayım:
Osmanlı'da "Sahih-i Buhârî okumak" sadece bireysel bir ibadet değil, devlet eliyle kurumsallaşmış bir "manevi savunma hattı" idi.
Özellikle 18. yüzyıldan itibaren gemilerde "Buhârî-hanlar" (Buhari okuyucuları) görevlendirilmişti.
III. Selim döneminde bu durum resmileşmiş; savaş zamanlarında fırtınadan korunmak veya zafer kazanmak amacıyla geminin güvertesinde toplu okumalar resmi ritüele dönüşmüştü.
Ancak, özellikle Mora Yarımadası'ndaki 1827 Navarin Baskını’nda Osmanlı donanması cayır cayır yakıldığında, gemilerde Buhârî okunuyor olması, dönemin kimi ulema ve aydınları arasında "fiili dua" (teknik hazırlık) eksikliğinin sorgulanmasına neden olmuştu... Gemiler yanarken sayfa çevirmek, sünnetullaha teslim olmak değil, akla sırt dönmekti çünkü.
Bu çürümüşlüğün farkında olanlar vardı evet, ama sesleri çok cılızdı.
Yani bu dini(!) ve milli gelenek sorgulansa da hayatiyetini yine de aralıksız sürdürdü.
Cumhuriyet'in ilanına giden yolda,
23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılış töreni işte bu geleneksel ve dominant damarın bir devamıdır.