Çünkü bir insanı etkilemek ona kendi ruhunu vermektir. Etkilenen kişi artık kendi fikirleriyle düşünemez, kendi tutkularyla yanıp tutuşamaz hale gelir. Sahip olduğu erdemler bile gerçek değildir artık. Günahları bile ödünçtür; günah diye bir şey varsa tabii. Artık bir başkasının müziğindeki bir yankıdan, kendisi için yazılmamış bir rolü oynayan bir oyuncudan ibarettir. Oysa yaşamın amacı kendi kendini geliştirmek, tekâmül etmektir.
Dostlarının illa herkesin bakıp etkilendiği ve, "Daha iyisi yok," dediği insanlar olması şart değil. Tam tersi: Hata yapmaktan korkmayan ve hata yapabilen insanlar olmalılar. Yaptıkları işler tam da bu yüzden her zaman takdir görmeyebilir. Ancak dünyayı asıl değiştirenler böyle insanlardır, nice hatanın ardından doğru şeyler yapar ve çevreleri için büyük fark yaratırlar.
İnsanlar başkalarını yargılarken bunu hep kendi sınırlamaları üzerinden yaparlar - üstelik üçüncü kişilerin görüşleri sıklıkla önyargılar ve korkularla doludur.