Nitekim, acının sıkıştırdığı yüreğim, yitmeye ve derece derece düştüğüm tasa içinde sevinmeye yüz tutmuş o sıcaklık artıklarını korumaya çalıştığı zaman, doğallıkla böyle oldu.
Düşünce beni yorar ve üzgün kılar; düşlemse yorgunluğumu alır, eğlendirir. Düşünmek benim için, her zaman güçlükle dolu ve çekici olmayan bir uğraş oldu.
İnsanların yargılarını artık hiçe saydığım için, akıl şunu yapmamı istiyor: ister özel yaşamımda, ister herkes içinde olsun, keyfimden başka hiçbir yasaya uymayarak hoşuma gideni yapmak ve bunda, güçlülük olarak ne kaldıysa, onun ölçüsü dışında ölçü tanımamak.
Açıkça söylerim ki, iyiliğim azdır; yaptığım kötülükleri de, hiçbir zaman isteyerek yapmadım ve benden az kötülük eden bir insanın var olduğu konusunda kuşkuluyum.
İnsanlar, huyumu ve ahlakımı tanımadıkları kadar yüzümü de tanımasalar, aralarında yine rahat yaşardım; yabancı kaldıkça onlarla görüşmekten hoşlanabilirdim; huyuma suyuma göre özgürce davranabildikçe.