evine dönen tutuklu için, çektiği tüm ıstırapların ardından yaşanan onca şeyden çıkarılan baş tacı edilecek deneyim, Tanrı'dan başka hiçbir şeyden korkmasına gerek olmadığı şeklindeki harika duyguydu.
Tanrı -onu hayal kırıklığına uğratmamızı beklemezdi- bizi görüyordu. o, bizi sefil bir halde değil; nasıl ölüneceğini bilerek, onur içinde ıstırap çekerken görmek isteyecektir.
bir insan ıstırap çekmenin onun kaderi olduğuna inandığında, ıstırabını kendisinin görevi olarak, yegâne ve benzersiz görevi olarak kabul etmek zorunda kalacaktır. ıstırap çekerken dahi, evrende tek ve eşsiz bir kişi olduğu gerçeğini kabul etmek zorunda olacaktır. hiç kimse onun acılarını yüklenemez, onu acılardan kurtaramaz. insanın eşsiz fırsatı, yükünü sırtladığı güzergâhtadır.
gerçekten ihtiyacımız olan hayata yönelik tutumumuzda köklü bir değişimdi. öğrenmek zorundaydık; dahası ümidini yitirmiş kişilere, önemli olanın bizim hayattan beklediklerimiz değil, hayatın bizden bekledikleri olduğunu öğretmeliydik.