gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki, onu gören sormadan edemezdi: nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?
aralarından geçiyorum,
hiç kimse el-ele değil.
herkes kendine dönmüş diyorum.
birkaçının içine bakıyorum..
hiç kimse kendisiyle barışık değil.
herkese kendini anlatıyorum,
kime kendini anlatsam şaşırıyor.
kendimi kime anlatacağım şaşırıyorum.
hiç kimse ilkin kendisine alışık değil.