“Bazı şeyler onarılır ama eskisi gibi olmaz; bazı şeylerse onarılmadan, yalnızca tahammül edilerek sürdürülür. Onarmak aktif bir çaba, bir anlam yaratma girişimidir; tahammül ise çoğu zaman, eksikliği, kırığı ve kaybı taşıyarak devam etmektir.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Onarmak geçmişi silmek değildir ki, onunla birlikte değişmeyi, dönüşmeyi kabul etmektir aslında ve bu yalnızca yeniden bütün olmayı değil, eksik kalarak da devam edebilmeyi mümkün kılar. Onardığımız şeyler, eskisi gibi olmaz; ama belki tam da bu eksiklikle yeni bir anlam kurulur.”
“Onarım, yarayı görünmez kılmak için yapılan bir silme çabası değil; aksine, yaranın varlığını kabul eden ve onunla birlikte bir yaşam kurmayı öneren bir eylem.”
“İnsan sürekli bir eksiklik hissi içinde yaşar, her zaman tamamlanmaya, bütünlenmeye dair bir arzu taşır. Bu eksiklik, insanın hayatı boyunca peşinden koştuğu, onu hareket halinde tutan bir dinamik aslında. Hayatımız boyunca tatmini arıyoruz, fakat her elde ettiğimiz yeni eksiklik yaratıyor. Bu sonsuz arayış içinde insan, anlamda kendi kaderini de şekillendiriyor. Eksikliğin farkına varmak, onu yok etmeye çalışmaktan ziyade, onunla nasıl yaşayacağını öğrenmek, yaşamın en önemli ustalıklarından biri.”
“Çünkü tıka basa dolu bir hayat, insanı kendinden bile uzaklaştırabilir. Ne duyguların serbestçe salınmasına yer kalır ne de düşüncelerin dolaşmasına. Her şey yerli yerindeyse, insana düşen tek şey yerinde durmak olur. Oysa insan, biraz da yerinden kıpırdayabildiği, içindeki fazlalıkları azaltabildiği sürece dönüşür. Hafiflediğinde, fazla yükleri bıraktığında, boşluklarla dost olduğunda kendine yeni yollar açabilir.”