Betül

Betül
@charmquark
Instagram: kitap_keyfi
Puan vermedi·191 syf.··
2025 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2025 23:09
Dört uzun öyküden oluşan kitabın ilk öyküsünde muhtemelen benim beklentim arş-ı âlâda olduğu için güzel hicivler içermesine rağmen sanki tam istediğimi alamamaşım gibi hissettim. Sonrasında ben arş-ı âlâdan indim Şule Gürbüz daha yukarı çıktı derken birbirimizle güzelce buluştuk.2. ve 3. öykü birbiriyle bağlantılı. Birinde babasının gözünden oğlunu, özellikle de küçüklüğünü, diğerinde de büyümüş olan oğlunun gözünden babasını okuyoruz. Ve yaşanıp hissedilenlerin çok farklı olmasının yanı sıra “aaa bu böyle miymiş? Böyle bir adam mıymış?” dedirtiyor oğlundan dinlediğimiz öykü. Babaya bakarsak oğlunda manevi, uhrevi şeylerden pek anlayacak kumaş yok. Lakin kendisinde ne kadar var işte onu oğlundan dinlediğimizde kafamızda soru işaretleri oluşuyor. Fakat ikisinin ortak paydası, aralarındaki birbirlerini tam olarak anlamalarına engel olan boşluğu fark etmeleri. Son öykü ise çocukluk arkadaşı üzerinden hayatın herkesi aynılaştıran çarkına nasıl kapıldığını anlatan bir adamın hikayesi. Özellikle son üç öykünün ortak noktası var oluşun getirdiği ağırlık, hayatta normal sayılan ve herkesin yapmasını beklenilen şeylerin yavanlığının yanı sıra insanı bunaltıp aşağı çekmesi diyebilirim. Hayatı ve yaşamı güzel cümlelerle ince ince sorgulattı. 2. ve 3. öyküde konu ve karakterden dolayı makul gördüğüm ama diğerlerinde bir parça fazla bulduğum şeyse eski kelimelerin kullanımı. Yani bir ara Tanpınar okuyorum hissine kapıldım ama o zaten bu kelimelerin devrinde yaşıyordu. Günümüzde de benzer bir yoğunlukta kullanımı bazen yersiz buluyorum. Fakat sağlam bir kalemle tanıştığım için memnunum, devamı kesinlikle gelecek.
Coşkuyla ÖlmekŞule Gürbüz · İletişim Yayınevi · 20213,126 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·888 syf.··
2025 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2025 20:58
Bu dört farklı renkteki deftere farklı konularda günce yazan Anna Wulf’un romanı. Kitap her katta aynı sayıda odaları olan ve her odayı tek tek ziyaret ettikten sonra içindekilerle beraber üst kata çıktığımız bir bina gibi. Geçişlerin sıklığı ve insan trafiği beni bir yerden sonra yordu, şöyle bir katlar arasındaki merdivende soluklandım. Defterlerden önce bir de Anna’nın hayatını dışardan izlediğimiz “Özgür Kadınlar” bölümleri var. Defterleri konuya göre(yazarlık sorunları,siyaset, ilişkiler, günlük olaylar) ayırdığı söylense de bence öyle keskin sınırlar yoktu. Her defterde konular arası geçişler vardı. Ve hepsinde aynı kadının farklı şekillerde iç döküşünü görüyoruz. Siyah defterde yazarlık sorunlarını okumayı beklerken Afrika’daki kolonilerde arkadaşlarıyla yaşadıklarını okuyoruz. Çünkü Anna’nın ilk romanı da tıpkı Lessing’in ilk romanı olan Türkü Söylüyor Otlar’daki gibi Güney Afrika’da geçen, ırkçılığı konu alan bir roman. Anna sarı defteri yani ilişkilerini anlatmak için bir nevi roman yazıyor ki bu başlı başına ayrı bir kitap olabilir. Aslında bu kitabın her köşesi o kadar zengin ki bundan onlarca roman ve öykü çıkar ve bu noktada Lessing’in yaratıcı üretkenliğine şapka çıkarıyorum.Ve baş kahramanın tıkanmış bir yazar olması çok ironik.Kendisine hayran kaldığım bir nokta da muhteşem psikolojik çözümlemeleri.Hele bazı psikanaliz sahneleri o kadar güzel ki…Tabii böyle döngüler halinde giden defterlerle aslında sonsuza uzanabilecek bir kurguyu kitaba ismini veren, diğer defterleri içinde eriten altın kapaklı bir defterle bağlıyor. Burada bir insanın delilik sınırlarında gezişini çok iyi vermiş. Kitaba dair sıkıldığını bölümler de oldu. 1950’lerin komünist hareketini yakın zamanda Mandarinler’de de okuduğum için İngiltere ayağıyla fazlasıyla doyuma ulaştım. Bir
Altın DefterDoris Lessing · Can Yayınları · 2017161 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2025 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2025 00:12
Başlarken bu kadar etkileneceğim hiç aklıma gelmezdi. Kendisinden okuduğum bu 3. kitap çok üzüldüğüm, çok saygı duyduğum bir kitap oldu. Bu otobiyografik bir anlatı ve odakta annesi var. Öyle derin bir bağla bağlılar ki bu bağ Gary’nin hayata karşı hem güçlü olmasını sağlıyor hem de savunmasız bırakıp zarar veriyor. Yani çift etkili, hayatta güzel olan her şey gibi… Kocasını çok erken yaşta kaybettikten sonra hayatını oğluna adayan annesi ona küçüklüğünden itibaren parlak bir kariyeri olacağını tartışma kabul etmeyen bir şekilde her defasında hatırlatır. Büyük bir sanatçı ve büyükelçi olacaktır mesela. Bu uğurda girişmediği dal kalmaz resmen. Başarısız olduğu her dönemeçte aslında esas parlayacağı alan olan edebiyat ona hep göz kırpar. Tabii bir de annesinin Fransa vatanseverliği ve onu kahraman olarak görme isteği yüzünden ikinci dünya savaşında da müthiş bir gayreti olacaktır. Tenisle ilgili trajikomik bir anısı var ve tüm hayatını buna benzetiyor aslında. Fakat yolun sonunda hem başkonsolos, hem madalyalı bir gazi hem de başarılı bir yazar olması kendisine haksızlık ettiğini az çok anlatıyordur. Çok zorlu yollardan geçmiş, ölümlerden dönmüş lakin öyle dramatik bir anlatı da beklemeyin. Aslında sadece dümdüz anlatmış ama o kadar sıradışı ve etkileyici bir yaşam var ki içinize ince ince kesikler atıyor. Kauçuk ayakkabı, fincanı tutarken parmağını kapatması, tuzlu hıyar, canını esas yakan şeyleri üstünkörü geçmesi…Bunlar bendeki kesiklerden bazıları. Annesinin sevgisi ve ilgisi onu başka kadınların hoyrat davranışlarına karşı daha kırılgan hale getirmiş. Ve bu noktada hayatının devamını ve sonunu bilmek içimi daha çok acıttı.Fakat hiçbiri kitabın sonundaki kadar olamaz Her ne kadar her şeyi annesi için yapmış gibi görünse de yeryüzünde onurlu bir yaşam olması
Şafakta Verilmiş Sözüm VardıRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 2020719 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2025 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 14:10
Muhteşem üçlüsü Yarınki Yüzün’ün üstüne okuduğum ikinci kitabıydı ve anlıyorum ki Marias’ın kumaşı hep güzelmiş. Zaman içinde ondan daha kusursuz giysiler dikmeyi öğrenmiş. Genel olarak tarzı değişmiyor ama yıllar içinde kitaplarına toplumsal/tarihi olayları ve sanatı katarak zenginleştirmekte epeyce ustalaşmış. Kitap, yeni tanıştığı evli bir kadının evindeki randevusu kadının kollarında ölmesiyle biten (korkmayın spoiler değil, kitap böyle açılıyor) anlatıcımızın kadını öylece bıraktıktan sonraki merakına odaklı olarak gelişiyor. Merakını giderebilmek için bir şekilde kadının ailesiyle tanışıyor. Ve tabii artık sonrası Marias’ın insan ilişkileri ve olasılıklar üzerine işlediği nakışlarla renkleniyor. Elbette kitaba adını da veren Shakespeare alıntısı sarmal döngülerle sonuna kadar bizimle. Kitabın sonunu tahmin etmeyeceğim bir ihtimalle bağlayışına bayıldım.Hayat tam olarak böyle bilinmezlerle/bilinemeyeceklerle dolu dedirtiyor. Beyaz Kalp’te de olduğu gibi bu kitabın da ilk yarısında biraz tutukluk hissettim ama ikinci yarı sevdiğim Marias vardı.Hele geçmişe dönüp kendi karısıyla ilgili bir anısını anlattığı yerde kendimi Yarınki Yüzün’ün içindeymiş gibi hissettim.Ve kitapta bir cümlenin içinde “yarınki yüzünün bile neye benzeyeceğini bilemeyecekken” ifadesini görünce bu kitaptan 8 yıl sonra yazacağı şahane serisinin tohumları belki de taa o zamandan içindeydi diyerek gülümsedim
Yarın Savaşta Beni DüşünJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 2021356 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2024 70. kitabı
Uçuk kaçık acayip bir kitap bu. Moya, gerçek üstü bir kurgu yaparak bir çok şeyi eleştirmek istemiş. Sarı bir Chevrolet ve dört dişi yılan başrolde. Oldukça afet olan bu yılanlar bir kentte önemli isimlere varıncaya kadar seri cinayetlere girişip kenti kocaman bir kaosun içinde bırakıyor. Alt metinde devlet düzeni içindeki çarpıklığı, çirkin çıkar ağlarını veriyor. Bir de herhangi bir olağanüstü olay olduğunda herkes kendi bakış açısına göre bu olayda farklı bir üst aklın olduğunu düşünüp (oysa ki çok basit ve saçma sebepleri de olabilir) komplo teorisi üretir ya onu da alttan alta güzel vermiş. Farklı ve akıcıydı
Yılanlarla DansHoracio Castellanos Moya · Jaguar Kitap · 2015174 okunma