Cheeco

Ruhun vatanı değil miydi beden? Bedenin açlıklarını ehlileştirmeden hiçe saymaya çalışanlar daimi bir gurbetteydiler. Dokunulmak...gördüğümüz duyduğumuz, kokladığımız, tadını aldığımız bu dünyanın tüm anlamsızlıklarına dur diyebilen yegane duyu, tende değil miydi? Dokunulduğumuzda unutmuyor muyduk mücadele etmemiz gereken her şeyi? Şelaleleri… Kendimizi. Yenilgilerimiz, birikmiş hesaplarımız, krizlerimiz, doğru zamanda ,doğru dokunuşlarda sinmiyor muydu kendi köşelerine? Herkesin doğru zamanda doğru şekilde, doğru kişi tarafından dokunulmak istediği bir gezegen değil miydi burası? Ve beden ancak dokunulduğunda dinen fırtınaların yuvası değil miydi?
Sayfa 57 - Everest yayınları·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şelaleden uzaklaşırcasına sıraladı adımlarını, neredeyse koşacaktı, çünkü bilmiyordu, o şelalenin hayatın kaynağı olduğunu, herkesin kendi şelalesiyle tanışmasının bir zamanı olduğunu, bazen ata binen, erkek kıyafetleri giyen bir kızın bizi o şelaleye götürdüğünü, bizi kendi şelalemize kim götürmüş olursa olsun kişilerin bahane olduğunu bilmiyordu, en güçlü önyargımızın olduğu şeyin bizi o şelaleye iten en güçlü kuvvete dönüştüğünü bilmiyordu, hayatın bizi o şelaleye götürmek için tasarlandığını bilmiyordu, kendi şelalesinden atlamamış birinin aslında hiç yaşamamış olacağını bilmiyordu... öğrenmesinin zamanı gelmişti. İnsan, zihninin şelalesinden kaçabilir miydi?
Sayfa 51 - Everest yayınları·Kitabı okudu
Bilgi herkese yayılmadan bilmenin yarattığı basınç öylesine büyüktü ki bunu gerçekten bilenler anlayabilirdi, hayat işte o zaman cehennemdi. Bilmeyenlerin arasında bilen olmak en büyük lanetti. Dinlemeyenlerin arasında duyan olmak ise felaketti.
Sayfa 33 - Everest yayınları·Kitabı okudu
Akıl, değeri bilindiğinde her şeyden daha üstündü. Savaşların savaşılarak kazanılmadığını, devletler masa başında savaşlara karar verirken daima halkların öldüğünü, insanlığın yaralandığını.. en ağır şekilde öğrenmişti..
Sayfa 24 - Everest yayınları·Kitabı okudu
Doğurduğum cennet; bedenimize yüklenmiş bilgiler düşüncelere, duygularımızsa alışkanlıklara dönüşürken kayboluyoruz hayatın içinde. Yaşadığımız her anın bize bir şey öğretmek için dizayn edildiğini; her acının derin bir anlamı olduğunu, her haksızlığın fark edişte bir adım olduğunu ve hayatın, uğradığımız haksızlıklarla bizi denediğini, yaklaştığımız yanlış kişilerle bize nice bilgiler yüklediğini, hayal kırıklıklarında bizi eğittiğini bil. Her an yaptığımız seçimlerle, dönüşme olasılığımız olan yüzlerce farklı kişiden birine varacağımızı, seçimlerimizin önemini kimse büyürken söylemez bize. Çünkü bu gezegende, yaşam, potansiyelin keşfine değil, tüketime adanmış durumda, şimdilik. Tükenme oğlum! Sahte olan her şeyden uzak dur, özellikle de insansılardan. Seni birilerine dönüştürmelerine izin verme! Kendini seç. Her seçimde iki şartın olsun: Potansiyeline hizmet etsin seçeneğin ve yaşamın yanında olsun her seçimin. Hayata katkın olsun. Duygu koleksiyoncusu bir anne olarak seni bir sürü şey yapman için zorlamamın nedenlerini, senden çaldığım her zamanı bu kitaplara koyduğumu ve ne olursa olsun şu sorunun cevabını unutma: Benim birinci görevim ne? Daima bil. Hisset. Affet. Keşfet. Kendine varmak için buradasın, gerisi illüzyon.
Everest yayınları·Kitabı okudu