Cheeco

Kant, anlayışımızın basit bir biçimde çevremizdeki nesnel dünyanın bir yansısı olmadığını, anlayışımızın da dünyayı kurduğunu ileri sürmüştü. Nesneler bizimle, basit bir biçimde konuşmazlar; kendilerini, bizim onları bilme yollarımıza uydururlar da. O halde zihin dünyayı etkin bir biçimlendirme ve tekrar biçimlendirme sürecidir.
Sayfa 152 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Platon Sokrates'ten hareketle ''insan doğası sevgiden (Eros) daha iyi bir yardımcıyı kolay kolay bulamayacak'' der.* Platon, ''Tüm yaratış ve yokluğun varlığa geçişi şiir ve biçim vermedir,'' diye yazar, ''ve tüm sanat süreçleri yaratıcıdır; sanatların ustaları da tüm şairler ve biçim vericilerdir.''** *Platon, Symposium, çev. Benjamin Jowett, Portable Greek Reader, haz. W.H.Auden, New York 1948, s. 499. (Türkçesi: Şölen, çev. Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat, Türkite İş Bankası Kültür Yayınları, 2000.) ** A.g.y., s. 497.
Sayfa 151 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Biçim için duyduğumuz tutku, dünyayı gereksinim ve arzularımıza elverir kılma özlemimizi ve daha önemlisi, kendimizi önem taşıyor olarak yaşama özlemimizi ifade eder.
Sayfa 151 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Biçim için duyduğumuz etkin ihtiyaç onu kendiliğinden, sonsuz sayıda kurduğumuz yollara bakılarak görülebilir. Mimci Marcel Marceau, köpeğini yürüyüşe çıkaran birini canlandırmak için sahnede durur. Marceau'nun kolu köpeğini tutmuşçasına gerilir. Kolu ileri-geri silkindiğinde, seyircilerin hepsi, köpeğin çalılıkların arasındaki bir şeyi koklamak için kayışına asıldığını ''görür''. Sahnede ne köpek ne de kayış olmasına rağmen, kayış ve köpek aslında sahnenin en ''gerçek'' parçalarıdır. Gestalt'ın sadece parçası vardır ortada -insan Marceau ve kolu. Geriye kalanın tümü bakanlar olarak bizim imgelemimiz tarafından sağlanır. Eksik Gestalt bizim fantezimizde tamamlanır.
Sayfa 150 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Evrenin yaratılışında olduğu gibi, düzen düzensizlikten, biçim kaostan doğup geliyor. Coşku duygusu, ne kadar hafif olursa olsun, bu yolla varlığa katılımımızdan kaynaklanıyor. Paradoks şu ki, aynı anda sınırlarımızı da daha canlı yaşıyoruz. Bu, Nietzsche'nin bahsettiği amor fati'nin keşfi - kişinin yazgısını sevmesi. * Tevekkeli değil tüm süreç insana bir vecd duygusu veriyor. * ''Bir insanın büyüklüğünü belli eden bence amor fati'dir; insanın hiçbir şeyi geçmişte, gelecekte, ta benliğine dek başka türlü istememesidir. Zorunluluğa yalnızca katlanmak, hele onu gizlemek yetmez - her türlü ülkücülük zorunluluğa karşı bir aldatmacadır - iş onu sevmekte…'' (Ecce Homo, Friedrich Nitetzsche, çev. Can Alkor, İstanbul: Say, 1983, s. 55-56.)
Sayfa 144 - Metis Yayınları·Kitabı okudu