Cheeco

Dr. Kurt Goldstein, savaş sırasında beyin-hasarı almış birçok askerin bakım gördüğü, Almanya'daki büyük bir akıl hastanesinin yöneticisi olarak, hastaların, imgeleme yetilerindeki kökten sınırlanmışlıktan ötürü acı çektiklerini gördü. Ayakkabılarını her zaman tam şuraya, gömleklerini de tam buraya yerleştirerek dolaplarına katı bir intizam vermek durumunda olduklarını gözlemledi. Dolabı karıştığında hasta panik içine düşüyordu. Kendini yeni düzenlemeye uyduramıyor, kaosa yeni bir düzen getirecek yeni bir "biçim"i tahayyül edemiyordu. Hatta o anda, Goldstein'ın tabiriyle "felaket durumu"na (catastrophic situation) düşüyordu. Ya da beyninden yaralanmış bir kişi, kendisinden ismini bir kâğıda yazması istendiğinde, kenara yakın bir köşeye yazıyordu. Açık alanlarda yitme olasılığını göze almıyor, buna izin vermiyordu. Soyut düşünme için, an içinde verilen olguları, olanaklı olan olgular cinsinden aşabilmesi için gereken yetileri — ki bu söylem içinde, imgelem adını veriyorum— ciddi bir biçimde yitmişti. Çevresini değiştirmek, çevresini kendi gereksinimlerine uygun kılmak için kendini güçsüz hissediyordu.
Sayfa 143 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İmgelem; zihnin uzanışıdır. İmgelem; bireyin, bilinçli zihninin ön bilinç eşliğinde doğup gelen fikirler, itkiler, imgeler ve her çeşitten diğer psişik olguyla topa tutuluşunu kabullenebilme yetisidir. ''Düş düşleme ve görü görme'', birbirinden farklı olanakları değerlendirme ve bu olanakları elinde tutmanın yarattığı gerilime dayanma yetisidir. İmgelem; ipleri koparmak, kişinin önünde açılan ufukta yeni demir atma şanslarının var olduğu inancına sarılışıdır.
Sayfa 142 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Biçim ve sınırlara karşı günümüzdeki baş kaldırının, ''Sınırsız potansiyellere sahiptir,'' haykırışında ifade edildiğini anlayabiliriz. Ancak bu hareketler bi.im ve sınırları tümüyle atmaya kalktıklarında kendini yıkıcı ve yaratıcılıktan uzak bir hal alıyorlar. Yaratıcılık dayandıkça, biçimin yeri asla aşılamaz. Biçim yitecekse, kendiliğindenlik de onunla birlikte yiter.
Sayfa 141 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Biçimin organik yanı, biçime kendi başına gelişmesi yönünde etki eder; bize, yaşanmış çağların her kuşağa açımladığı yeni anlamdan bahseder. Yüzyıllar sonra, yazarının bile orada olduğunu bilmediği anlamı biz bulabiliriz. Bir şiir yazarken, tam da, anlamınızı belirli bir biçimde oturtmak zorunda olmanın, sizi imgelemde yeni anlamlar araştırmaya ittiğini keşfedersiniz. Bu anlamı belli yollardan söylemeyi reddeder, şiiri hep yeniden biçimlendirmeye uğraşarak başka yolları seçersiniz. Biçim verme girişiminde, düşünü bile kurmadığınız yeni ve daha derin anlamlara varırsınız. Biçim sadece, şiirinizde verecek yerinizin olmadığı anlamlan budayıp atmak değildir; biçim, yeni anlam bulmada bir yardımcı, anlamınızı yoğunlaştırmada, onu yalınlaştırma ve arıtmada bir güdü ve ifade etmeyi arzuladığınız özü daha evrensel bir boyutta keşfetmedir. Kim bilir Shakespeare oyunlarına, onları nesir yerine nazım biçiminde yazdığı için, ya da sonelerine, onları on dört mısra halinde yazdığı için, ne kadar çok anlam koyabilmiştir.
Sayfa 140 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Biçim tartışmamız başka bir şeyi de ortaya çıkarıyor -gördüğünüz nesne hem sizin özelliğinizin, hem de dış gerçekliğin bir ürünüdür. Biçim benim beynim (ki özneldir ve bendedir) ve benim dışımda olarak gördüğüm nesne (ki nesneldir) arasındaki diyalektik bir ilişkiden doğup gelmiştir. Immanuel Kant'ın üzerinde durduğu gibi, sadece biz dünyayı bilmekle kalmayız, dünya da aynı zamanda kendini bizim bilme yollarımıza uydurur.
Sayfa 140 - Metis Yayınları·Kitabı okudu