May, duygusuzluğu, modem çağda yaşamanın zorunlu sonucu olarak görüp, bu durumu trajik bir paradoks olarak niteler: "Bir çeşit duygusuzlukla kendimizi korumalıyız," der. Duygusuzluk, insanın aşın dürtüldüğü bir ortamda, "iz bırakacak bir hasara uğramadan yenilgiyi yaşamasıdır, ancak duygusuzluk hali uzarsa, salt zamanın geçişi ile, kişi zarar görür." Duygusuzluk, bir havlu atma, es koyma, geçici bir pes etme gibi görüldüğünde, "insan en büyük iflası içinde tekrar bir şey yapabilecek duruma gelene kadar kişiliği koruyan bir mucizedir".