50'lerde olsak, sana telgraf çektirirdim, tek bir cümleye koskoca bir özlemi sığdırarak...
70'lerde olsak, bir pikabın başında saatlerce susardık, ama her sessizliğimizin içinde müzik olurdu. 80'lerde olsak, seni yazlık sinemanın en arka sırasına götürürdüm, sırf yıldızlar öpmemize şahit olsun diye. 90'larda olsak, mahalle arasında mektuplar bırakırdım gizlice, adını yazmadan ama sana yazılmış olduğunu bil diye. Ama şimdi buradayız. Her şey başka, biraz eksik, biraz fazla. Yine de ne zaman başladığına bakmadan, seni sanki hep varmışsın gibi seviyorum. Zamanın suçu değil bu eksiklik... Belki de bazı kalpler hangi çağda doğarsa doğsun, hep geçmişe aittir.