miray bostan

miray bostan
@chesterbennington
70 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Mısır Yenilgisi
Napolyon, sen lavantalı yağları kekik sandın Josephine travmasını emsalinde sakladın üstüne haksızlıklarla temel attın bencilliğinle Mısır'dan kaçtın. Napolyon, ruhunu Marengo'ya sattın üç kuruşa hiç düşmez sandın o aşka yanlışa denizin kabuklarını benzettin nakışa ilmek ilmek dokudun kendini bir çift bakışa Napolyon, evcildi sadece o tavşan neden korktun şaşkındı sadece ama sen delice koştun oysa şapkana sığardı sonsuz olurdu coşkun sen şapkana Josephine'i koydun, hayattan koptun Napolyon, kekiklerin birkaç rüzgarla savruldu kekiklerin kesik kesik soyuldu kekiklerin kendi kanında boğuldu kekiklerin sana çok mu yük oldu Napolyon, çok derindesin inemem ben altı kat üstümde develer gezginler var kat kat söyle gezegenindeki tabutun kaç kat tabutuna biraz gül, biraz da kekik kat Napolyon, sen meğer ambargolar çizmişsin gülüşüme kabuslarını terk etmişsin uçurumdan düşüşüme ağlamışsın belki biraz benden vazgeçişine kızmışsın oldukça kekikleri özleyişine
Şiir
Reklam
Rosetta Taşı
geçmişte silinen yüzlerce lehçe kimi farsça kimi latince demotik yazı, hiyeroglifler, antik yunanca fransa'nın taşı rosetta başlıca korkma Napolyon Mısır'dan korkma savaştan kandan Kekiğin Mısır'ın kumlarına döküldü kekiğin tarih dolu kumlara gömüldü biliyor musun Napolyon, fransa senden sonra çok bozdu nasıl en kilit taşsa piyon senin piyonun kayboldu dön Mısır'a korkma Napolyon seraplardan ayıkla kekikleri sustur dikkat dağıtan keklikleri samanlıkta ara kekikleri korktuğun Mısır'da ara Napolyon biliyor musun benle konuşabilmen için sarhoş olman gerek ayıkken bulamıyorsun çöllerde kekikleri ıskalıyorsun geveze keklikleri beni bulabilmen için kafayı bulman gerek ıslak derine kekik ekmen gerek kekikle uçman gerek hatırlıyor musun bir gün uçuyordun nerdeyse osmanlıya subay oluyordun o zamandan beri aynasızlara hain derim o zamandan beri kekiklere Türkçü derim o zamandan beri kekik tarlasında kavruldu narin derim Napolyon kekik için Mısır'a döndü derim zaten zamanında liman liman dolaşanlar
Şiir
Napolyon ve Kekik
Bir gün dedi Napolyon; Ya ihtimaller lehimizdeyse Yemeği yemek yapan kekikse Gelip geçen adi bir ömürse Bu ömür birlikte yaşamaya değerse Anlaşılması güçtü kekiğin Birkaç hain pususu vardı ona birlikteliğin Nasıl ki ayrılmazsa etinden kemiğin Terk etmesi güçtü bir hayli bedenini kesiğin Stoacıydı Napolyon ölümüne Şifa olurdu kekiğin etine kemiğine Sorularla sargılar yapardı ince kesiğine Ders çıkarırdı, öğretmen olurdu kaderine İhtimallerle döşerdi, hükmederdi kalemine İkisi zıttına koşardı kendine yabancı zamanın Arkasından rose şarap doldururdu boşa geçen yılların Koşmaktan yorulmazdı, değeri olurdu lütfedilen hayatın Bazen üstüne çıkarlardı görünmez yaşlı çınarın Şu engeller kör olası engeller Sevgiyi mi yok eder, aşkı mı engeller Çok uzak değildi oysa ihtimaller Gerçek olabilirdi kurulan düşler Elbet zaman ister biraz Çiçeklerini dökünce kiraz Deli eserdi poyraz Emekler yetersiz gelirdi, rüyalar az Şu işler bi hallolsun Napolyon dedi kekik Şu işler güçler bi kalksın ortadan Düşmeyeceksin odağımdan Uyanmayacaksın bu rüyadan
Uzaklaşma Mezarlardan
Bu naçizane hayatın hasta ziyaretçisisin İsyan etme sakın, sonuçta misafirsin Nasıl ki emek vermeden yiyemezsin Öyleyse çabala, zaman boşa geçmesin Nöbet tut uyuya kalma sakın Ölüm şah damarından da yakın Boşa uğraşma, insanlar sapkın Yelkovanla akrep birbirine çapkın Durduramazsın zamanı parayla pulla Satma bilgilerini, oyalanma bir avuç malla Koy beşiğe gençliğini düşürmeden salla Seneleri iştahla sindir, kapla üzerini balla Pişman olacaksın zaten önünde sonunda Asılı bulacaksın zamanı çürümüş dallarda Kazı tırnaklarınla heveslerini eski kağıda Uçur ömrünü özgürce en yüksek çatıda Bu naçizane hayatın garip yolcususun Bahşedilmiş narin bir lütufsun Öyle parla ki geceler boğulsun Ömrünü koştur epey yorulsun Yaşayabiliyorken doldur anılarını dualarla Yerini dar et, silah doğrult pişmanlıklara Rüzgarla savrul belirsiz duraklara Yılların bile sığar böylece dakikalara
Şiir
Arkadaşım Ay
Ay'a baktınız mı hiç geceleri Üstünde tomurcuklanmış kiraz çiçekleri İkram ediyor fıçılarla sessiz geceleri Işığı yaratıyor bedenlerden gölgeleri Ay'a baktınız mı hiç sabahları Geride bırakıyor kaçarken yıldızları Emanet ediyor güneşe uykulu rüyaları Katıyor yörüngesine kabuslardan kaçanları Ay'a baktınız mı hiç öğlen vakti Siz fark etmeden dünyayla bağını kesti Demledi baykuşlarla çayını, soluksuz içti Yatağına küsenleri kendine düşman etti Ay'a baktınız mı hiç öylesine yürürken Güneş kaybolurken, kurtlar toplu ulurken Genç çiçeklerine yüzyılları çizerken Kendinizi kısıtlı gecede kaybederken Ay'a baktık hepimiz uykusuzken Kuş tüyünden yastık boynumuzu keserken Birkaç kırıntı sorunla ölümcül boğuşurken Kaybederken, kaybetmek için çok erken.. Ay'la çay içtik hepimiz gaipten sesler duyarken Koyunları sayanlar gecelere tümüyle yabancıyken Ezberledik biz uykusuzlar dikkatlice seyrederken Anlattık derdimizi Ay'a rüyalar silinirken..
Şiir
Reklam