Napolyon,
sen lavantalı yağları kekik sandın
Josephine travmasını emsalinde sakladın
üstüne haksızlıklarla temel attın
bencilliğinle Mısır'dan kaçtın.
Napolyon,
ruhunu Marengo'ya sattın üç kuruşa
hiç düşmez sandın o aşka yanlışa
denizin kabuklarını benzettin nakışa
ilmek ilmek dokudun kendini bir çift bakışa
Napolyon,
evcildi sadece o tavşan neden korktun
şaşkındı sadece ama sen delice koştun
oysa şapkana sığardı sonsuz olurdu coşkun
sen şapkana Josephine'i koydun, hayattan koptun
Napolyon,
kekiklerin birkaç rüzgarla savruldu
kekiklerin kesik kesik soyuldu
kekiklerin kendi kanında boğuldu
kekiklerin sana çok mu yük oldu
Napolyon,
çok derindesin inemem ben altı kat
üstümde develer gezginler var kat kat
söyle gezegenindeki tabutun kaç kat
tabutuna biraz gül, biraz da kekik kat
Napolyon,
sen meğer ambargolar çizmişsin gülüşüme
kabuslarını terk etmişsin uçurumdan düşüşüme
ağlamışsın belki biraz benden vazgeçişine
kızmışsın oldukça kekikleri özleyişine