selam!! bugün en sevdiğim filmlerden olan la la land'e yorum yazmaya karar verdim çünkü kesinlikle hesabımda olmayı hak ediyor. 12 ocakta izledim, şakasız izlediğim günden beri hala aşamadım ve her gün "city of stars" dinliyorum hdskskt biraz abartı gelebilir, evet, ama her detayıyla çok sevdiğim bir film. başlarda müzikal olduğu için çok ön yargılıydım hatta filmim ilk sahnesinde bırakmaya çalıştım bu ne diye ama iyi ki devam etmişim. mia ve sebastian'ın ilişkisi, sebastian'ın jazz bağımlısı olması ve mia'nın "I hate jazz" dediğinde yaşadığı şok sonra mia'yı jazz bara götürüp sevdirmeye çalışması, ona müziğin geçmişini detaylarını anlatması o sahne çok tatlıydı öyle tutkuyla anlattı ki ben bile ikna oldum ama ertesi gün sebestianla birlikte sinemaya gidecekleri zaman mia date'e gecikince o kadar sinir oldum kiii ya sevgilin var madem neden yapıyorsun bunu bir şekil filme yetiştiğinde sonrasında griffith observatory'e gittikleri sahne çok güzeldi o rasathanede geçen sahne çok iyiydii ve yaz ayında ilişkilerini zirvede yaşadılar zaten sebastian'ın jazz barda çalmaya başlaması ve her seferinde mia'nın onu dinlemeye gelmesi çok güzel bir detaydı,
"-I made you something.
-For what?
-For your club.
-Why does it says 'Sebs'?
-'Cause I think you should call it 'Sebs'.
-What?
-'Cause no one's gonna come to 'Chicken on a Stick'."
Bu sahne 2. favori sahnem çünkü filmin sonunda ayrıldıklarında sebastan'ın kulübü açıp adını cidden "Seb's" koyması detayı beni kalbimden bıçakladı. sebastian'ın miayla yaşarken maddi açıdan kötü durumda olduğundan sırf para kazanmak için, mia için sevmediği türden müzik yapması ama mia'nın bencilliği, hiçbir şeyden memnun olmayışı işinden dolayı ayrı kaldılar biraz diye kavga etmesi, "işin ne zaman bitecek" diye darlaması, "gruptan çık" demesi ya hiç