*ೃ༄ ⋆.ೃ࿔*:・
When in eternal lines to time thou grow’st.
So long as men can breathe or eyes can see,
So long lives this, and this gives life to thee.
open.spotify.com/user/31g4clextt...
Kimsenin onlara doğru bakmadığı bir anda Gilbert sırasından, üzerinde altın rengi harflerle "Çok tatlısın" yazan kalp şeklinde pembe bir şeker çıkardı ve Anne'in kolunun altından ittirdi. Bunun üzerine Anne başını kaldırdı, şekeri dikkatle parmak uçlarıyla tutup yere bıraktı ve topuklarıyla iyice ezerek tuz buz etti.
Anne Gilbert'a doğru baktı. Bakmak için de iyi bir fırsat yakalamıştı çünkü adı geçen Gilbert Blythe, o sırada önünde oturan Ruby Gillis'in uzun sarı saç örgüsünü gizlice sıraya çivilemekle uğraşıyordu. Kahverengi kıvırcık saçları, yaramaz bir parıltıyla parlayan kahverengi gözleri, muzip bir gülümsemeyle kıvrılmış bir ağzı olan uzun boylu bir çocuktu. O sırada öğretmenin istediği bir toplama işlemini yapmak için ayağa kalkmaya yeltenen Ruby Gillis, küçük bir çığlıkla birlikte tekrar yerine oturdu. Saçlarının kökünden koptuğunu düşünüyordu. Herkes ona bakıyordu. Bay Phillips de o kadar sert bakmıştı ki Ruby ağlamaya başladı. Gilbert çiviyi ortadan kaldırmış ve dünyanın en ciddi yüz ifadesiyle tarih çalışmaya başlamıştı. Fakat kargaşa bittiğinde Anne'e baktı ve tarifsiz bir ciddiyetsizlikle göz kırptı.
Önümde uzayıp giden, geçmişimdir.
Kendimi ona farklı gözlerle bakar kılmalıyım,
Dünyayı ona farklı gözlerle bakar kılmalıyım,
Tanrı’yı ona farklı gözlerle bakar kılmalıyım.
Onu görmezlikten gelerek yapamam bunu,
Ya da küçümseyerek, ya da yücelterek, ya da yadsıyarak.
Onu yaşamımın,
Kişiliğimin geçirdiği evrimin
Kaçınılmaz bir parçası olarak kabullenmekle tam yapılabilir bu ancak:
Acısını çektiğim her şeyi onaylamamla.
–Oscar Wilde