Ben öyle arkadaşlar edindim ki onların birisi yanıma gelince, yanıma birisi gelmiş gibi değil, yanımdan yabancılar ayrılmış da kendimle baş başa kalmışım gibi oluyordum.
Birisinin törpü gibi ince ve sivri sesi, ötekinin kalın homurdanması, bende sessizliğe karşı öyle bir özleyiş uyandırdı ki, çoban olarak bir başıma gezerken duyduğum sessizliği hatırladım. Dağda taşta insanların sahtekarlığı yoktu. Dağ taş yalan söylemiyor, ben katıyım diye doğrusunu söylüyordu.