O akşam Monsenyör'ün misafirhanesindeki konukların hepsinin işi zordu aslında. Askerlikten anlamayan subaylar; gemi nedir bilmeyen donanma subayları, işten anlamayan memurlar; dünya düşkünü geveze ve arsız rahipler; hiçbirisi işgal ettikleri makama lâyık değildi.
Ne dert ne acı ne hayal kırıklığı: yanlızca küçük aşevinin küçük kapısından geçip giden boş bir bakış ve uçsuz bucaksız ölüm arzusu, aynı anda her şeyin sonsuza dek bittiğini görmek dileği.