50 bin kitabı olan Umberto Eco, ev kütüphaneleri hakkında şunları söylüyordu:
“Satın aldığınız tüm kitapları okumak zorunda olduğunuzu düşünmek ne kadar anlamsızsa, insanların hayatları boyunca okuyamayacakları kadar çok kitap almalarını eleştirmek de o kadar anlamsızdır. Bu, yeni çatal-bıçak, bardak, tornavida ya da matkap ucu almadan önce, daha önce aldıklarınızın hepsini kullanmanız gerektiğini söylemeye benzer.
Hayatta bazı şeyler vardır ki, yalnızca küçük bir kısmını kullanacak olsak bile, onlardan her zaman bol miktarda bulundurmamız gerekir.
Örneğin kitapları ilaç gibi düşünürsek, evde az sayıda kitap bulundurmaktansa çok sayıda kitap bulundurmanın daha iyi olduğunu anlarız. Kendinizi iyi hissetmek istediğinizde ‘ilaç dolabına’ gider ve bir kitap seçersiniz. Rastgele bir kitap değil, o an için doğru olan kitabı. İşte bu yüzden her zaman bir seçenek zenginliğine sahip olmalısınız.
Sadece bir kitap alan, onu okur ve sonra elden çıkarır. Kitaplara tüketim zihniyetini uygular; onları tüketilen bir ürün, sıradan bir mal olarak görür. Oysa kitapları sevenler bilir ki, bir kitap asla sıradan bir meta değildir.”