Aslında ben kitabı Ökkeş Uğurlu kaleminden ‘Ben Malcom X’ olarak Kutlu yayınevine ait olan kitap olarak okudum. Fakat bu uygulamadan onu bulamadığım için buradan yazdım alıntıları ve kayıtları.
Kitap Malcom’un hayatının en başından itibaren alıp ömrünün sonuna kadar devam ediyor. Babası iyi bir vaiz ve siyahi. Bu sebeplerden dolayı rahatsız olan beyazlar tarafından öldürülmesi ile başlıyor Malcom’un hayatındaki zorluklar. 8 çocuk olmalarından dolayı annesinin hayatı giderek çıkmaza giriyor ve açlık, sefalet boy gösteriyor. Malcom o zamanlar evlatlık veriliyor ve sonra yavaş yavaş da annesinin akıl hastanesine yatması ile uzaklaşıyor aileden. Ama bu daha çok fiziksel bir uzaklaşma oluyor çünkü kardeşleriyle iletişimi daima sürüyor. Malcom büyüyor ve büyürken sınıfındaki en zeki çocuk olarak tanınıyor genellikle. Sınıfındaki tek siyahi çocuk olmasına rağmen kendini seviyor, arkadaşları ve öğretmenleri tarafından sevilen birisi oluyor. Fakat bir gün ablası Ella’nın yanına New York’a gittiğinde onun hiç görmediği siyahi dayanışmasını ve orada onlara ait semtler kurulduğunu fark ediyor. Tabii hayatı eskisi gibi olmuyor artık. O da kendi gibi olanlarla beraber olmak istiyor. Ne kadar sevilse de öğretmeni tarafından ‘Avukat olursan tutulmazsın bence sen marangoz ol.’ demesi ağır geliyor ona. İlk kez o zaman hissediyor siyahilerin ciddi bir zorbalığa ve manipüleye maruz kaldıklarını. Bu nedenle de tamamiyle New York’ta bulunan ablası Ella’nın yanına temelli taşınma kararı alıyor. Başlarda düzenli işlerde ablasıyla yaşasa da onun asıl ilgisini çeken Harlem sokaklarındaki zenci ilişkileri olduğu için yavaş yavaş uzaklaşıyor ablasından ve bu yaşamdan. Ayakkabı boyacısı olarak başlıyor Harlem’deki görevi. Daha sonra maalesef esrarlı sigara satıcılığı, hırsızlık derken birkaç