Sellerden Kâbe-i Müşerrefe’nin duvarları zedelenmiş, temele kadar indirip yeniden yapacaklar ama; orada ağaç yok, tahta yok, malzeme yok, ustalık da eksik... Bakın, Allah öbür tarafta kilisenin yapılması için malzemeyi yola çıkarttırıyor, ama Cidde’de yolunu kesiyor; “Oraya gitmeyecek, buraya gidecek, Beytullah tamir olacak!” diyor. Ve o zaman Beytullah’ı temeline kadar indirip yeniden yapıyorlar.
“—Yâ Rabbi, eğer bu yaptığımız şey senin rızana uygun ise ne a’lâ; uygun değilse bize bildir yâ Rabbi!” diye korka korka indirmişler. Mekke’nin müşrikleri bunlar, daha iman gelmedi. Bir taşı bir tanesi yukarıdan indirmiş kazmayla, ötekiler uzaktan bakmışlar: “—Yarın sabaha kadar buna bakalım! Bunun başına gökten bir felâket inerse, bir azab inerse, hiç dokunmayalım!” demişler. Ertesi sabaha kadar bakmışlar, hiç bir şey yok...
Onun üzerine o gelmiş, yine taşları indirmiş. Temele kadar indirmişler çatlayan duvarları... Temelden yeşil taşlar çıkmış. Orayı da indirmek üzere, bir tanesi kazmayı vurunca, Mekke’nin arazisi zelzeleye başlamış. “Aman, bundan öteye gitmeyelim!” demişler. Hazret-i İbrâhim (a.s.)’ın koyduğu temele dokundurmuyor Allah-u Teâlâ Hazretleri... “Çatlayan yeri düzeltin, onun hesabı yapıldı, o temel öyle kalacak!” diye dokundurtmuyor. Onlar da müşrik oldukları halde bu tecrübelerden biliyorlar Mekke’nin halini... Öyle mübarek yer orası...
Derleme farklı bir versiyonu; internetten erişilebilinir: https://esadcosankulliyati.com/arsiv/kitap/miracgecesi/mirac.pdf