M

M
@muhammedikbal
Cihanın gürültüsünden kitapların sükûnetine firar etmiş bir kâri (okur)...

M

, bir kitabı okumaya başladı
Bediüzzaman Said Nursî
9.7/10 · 6,8bin okunma
Reklam
Mİ'RACIN GAYESİ VE GÖRÜLEN AYETLER
Neden bu seyahati yaptırmış Allah-u Teâlâ Hazretleri? *(لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا)* (Li-nüriyehû min âyâtinâ) “O Peygamber-i zîşân’a bizim ayetlerimizi gösterelim diye onu öyle getirttik.” (İsrâ, 17/1) diyor Allah-u Teâlâ Hazretleri... Ayet, büyük alâmet, insanın imanını arttıran büyük hadise, büyük iş demek. Neler gördü neler Peygamber Efendimiz... Bir kere Kuds-ü Şerif’te bütün peygamberlere imamlık eyledi. Ondan sonra Kuds-ü Şerif’ten Mi’racı gördü, Mi’rac eyledi. Sonra göklerde yedi kat semânın bekçilerini gördü, kapılarını gördü. O semadaki peygamberlerle görüştü. Cehennemi gördü, cennet-i a’lâyı gördü. Sidretü’l-Müntehâ’ya erişti. Cebrâil AS boynunu büktü: “—Benim yolum buraya kadar, ben buradan öteye geçemem! Bir parmak daha ileri gitsem, yanarım.” dedi. Yâni Cebrâil AS da öteye geçemediği çizgiden, Allah-u Teâlâ Hazretleri Peygamber Efendimiz’i aldı, A’lâ-yı illiyyîne, hacere-i kudsüne, makamına, huzur-u Rabbil-àlemîne celb eyledi; neler vahy eylediyse vahy eyledi. Çok şeyler gösterdi, çok lütuflarda, ihsanlarda bulundu. (Li-nüriyehû min âyâtinâ) “Ayetlerimizi gösterelim diye böyle eyledik.” buyuruyor Kur’an-ı Kerim.
Sayfa 36
Alıntı
Sellerden Kâbe-i Müşerrefe’nin duvarları zedelenmiş, temele kadar indirip yeniden yapacaklar ama; orada ağaç yok, tahta yok, malzeme yok, ustalık da eksik... Bakın, Allah öbür tarafta kilisenin yapılması için malzemeyi yola çıkarttırıyor, ama Cidde’de yolunu kesiyor; “Oraya gitmeyecek, buraya gidecek, Beytullah tamir olacak!” diyor. Ve o zaman Beytullah’ı temeline kadar indirip yeniden yapıyorlar. “—Yâ Rabbi, eğer bu yaptığımız şey senin rızana uygun ise ne a’lâ; uygun değilse bize bildir yâ Rabbi!” diye korka korka indirmişler. Mekke’nin müşrikleri bunlar, daha iman gelmedi. Bir taşı bir tanesi yukarıdan indirmiş kazmayla, ötekiler uzaktan bakmışlar: “—Yarın sabaha kadar buna bakalım! Bunun başına gökten bir felâket inerse, bir azab inerse, hiç dokunmayalım!” demişler. Ertesi sabaha kadar bakmışlar, hiç bir şey yok... Onun üzerine o gelmiş, yine taşları indirmiş. Temele kadar indirmişler çatlayan duvarları... Temelden yeşil taşlar çıkmış. Orayı da indirmek üzere, bir tanesi kazmayı vurunca, Mekke’nin arazisi zelzeleye başlamış. “Aman, bundan öteye gitmeyelim!” demişler. Hazret-i İbrâhim (a.s.)’ın koyduğu temele dokundurmuyor Allah-u Teâlâ Hazretleri... “Çatlayan yeri düzeltin, onun hesabı yapıldı, o temel öyle kalacak!” diye dokundurtmuyor. Onlar da müşrik oldukları halde bu tecrübelerden biliyorlar Mekke’nin halini... Öyle mübarek yer orası...
Derleme farklı bir versiyonu; internetten erişilebilinir: https://esadcosankulliyati.com/arsiv/kitap/miracgecesi/mirac.pdf
Mescid-i Haram neresi?.. Mescid-i Haram Kâbe’nin olduğu mescid... Niye Mescid-i Haram demişler? Orada her türlü edepsizlik haram, oraya her türlü ihtiram vacibdir de onun için... Oraya hürmet etmek lâzım! Öyle mübarek bir mahal ki, Mekke’nin müşrikleri bile onun hürmetini bilirlerdi. Ona hürmetsizlik etmekten tir tir titrerlerdi. Hürmetsizlik edecek gibi olsalar, başlarına sabaha kadar ne belâ gelecek diye beklerlerdi. Taşına bir kazma vurmak isteseler, Mekke-i Mükerreme’nin arazisi zelzeleye uğrardı, sarsılırdı, korkarlardı.
Sayfa 30 - Derleme farklı bir versiyonu internetten erişilebilinir: https://esadcosankulliyati.com/arsiv/kitap/miracgecesi/mirac.pdf