İsra ve Miraç, iki ayrı mucizedir.
İsra, "geceleyin seyahat etmek, gece seyahati yapmak" manasına geliyor. Peygamber Efendimiz (sav) Mekke-i Mükerreme'den, Mescid-i Aksa'ya kadar olan yeryüzü yolculuğuna İsra deniliyor.
Miraç, " yükselmek, yükselmeyi sağlayan araç alet" manasına geliyor. Peygamber Efendimiz (sav), şahane güzellikteki bir araç ile Kudüs-i Şerif'ten yedi kat göklere Sidretü'l münteha'ya çıktı ve ulaştı. Allah Teala hazretlerne kavuşup, ondan emirler almasına Allah ile buluşmasına Miraç deniliyor.
Sübhanallah çok muazzam bir sözdür : "Ya Rabbi, Senin her türlü noksandan uzak olduğunu biliyorum, öyle idrak ediyorum, her türlü kemalatin sahibisin. Her türlü mükemmelliği yaratan Sensin. Hiçbir noksanlık yok" demektir.
Subhanallah gerçekten..
Cebrail (a.s) Efendimizin yanına gelmiş. Yol hazırlığı, manevi hazırlıklar başlamış. Efendimiz diyor, "birdenbire bana bir şey geldi ve gögsümü yardı, kalbimi çıkardı. Sonra içi iman dolu altın bir leğen getirildi. Benim kalbim zemzem suyu ile o iman dolu tasın içinde yıkandı. Yani orada bir manevi hal oluyor, kalbi içinde iman nuru doldurulduktan sonra tekrar yerleştiriliyor.
Cebrail (a.s) bu işleri tamamladı. İçini nur doldurdu, feyiz doldurdu, rahmet suyuyla yıkadı. Sonra Efendimizin (sav) önüne bir binek getirildi, bir mahluk getirildi ki katırdan biraz küçükçe ama merkepten biraz daha büyükçe, beyaz renkli. Ona Burak deniliyordu. Cennetten Burak geldi. Görünüşü bakmaya doyulamayacak tatlı güzel bir yaratık Efendimizi (sav) önünde durdu. Cebrail (a.s) üzengisini tuttu, Peygamber Efendimiz(sav) üstüne bindi. Cebrail (a.s) kılavuzu olmuş, Peygember Efedimiz (sav) Burak'a binmiş ve Mescid-i Haram'dan yolculuk başlamış. Mescid-i Haram Kabenin olduğu mesciddir. O mübarek yerden Mescid-i Aksa'ya götürülür. Mescid-i