Hızlı adımlarla benden önce vapura biniyor orta boylu biri. Alper Sapan’ın boyu uzun muydu acaba?
Yan tarafımdaki genç adam dikkatle denizi izliyor. Okan Pirinç en son ne zaman vapura binmişti?
Bir kadının elinde çay bardağı var. Ferdane Kılıç kahve içmeyi sever miydi?
Füniküler beklerken gözlüklü biri bana doğru yürüyor. Veysel Özdemir’in gözleri ne renkti?
Koşarak bir kadın gelip kendini içeri atıyor. Nazegül Boyraz aceleci miydi?
İncecik dal gibi bir kadın usulca elini tutuyor yanındaki genç adamın başını yaslıyor omzuna merdivenleri çıkarken. Hatice Ezgi Sadet’in bir sevdiği var mıydı?
30 can… 30 yürek…
Gitti…
Parça parça edildi…
Boyu nasıldı? Gözleri nasıl gülerdi mesela? En sevdiği şarkı neydi? Son okuduğu kitap? Sinirlenince ne yapardı, kahkahası nasıldı? Yüzlerce soru var…
Hiçbirinin yanıtını bilemeyeceğiz…
Parça parça ettiler onları… Paramparça ettiler…
Radyodaki ses “uzuvları çatılara uçanlar var” diyor. Oyuncak topladıkları elleri koptu… Kütüphane yapacak ayakları yok. Nefesleri yoooook…
Oyuncak götürüyorlardı, kütüphane yapacaklardı… Hayat inşa etmeye giderken hayatlarından oldular…
Bu ülke tarihi yeni yaşamı müjdelemek için yaşamından geçen çocukların hikayeleriyle dolu. Parça parça edilen çocukları resimleriyle tanışıyoruz her gün… Her gün yeni biri ekleniyor… Kalbimiz o kadar büyük ki hala bütün bunlara rağmen, bütün bu acılara rağmen durmuyor. Öyle sağlam ciğerlerimiz varmış ki tüm bu alçaklığa rağmen nefes alabiliyoruz…
Parça parça…