Gafur olan Allah’ın insanı ilk davet ettiği şey, ümittir. Allah’ın mağfireti tüm günahlardan büyüktür. Yeter ki insan, hatasını hata bilip tevbe ve istiğfar ile harekete geçsin.
İnsan yaşlılığa ömrünün öğleninde/ gençliğinde hazırlanmaya başlar.
İnsan gençliğinde ne ise, yaşlılık onun “daha” versiyonudur.
Gençliğinde huzurlu, merhametli,anlayışlı , sabırlı ise; yaşlılığında “daha” huzurlu, “daha” merhametli, “daha” anlayışlı , “daha” sabırlı olur insan.
Ya da tam tersi, insan gençlik döneminde bu güzellikleri hayatına dahil etmemişse yaşlılığı, tüm bunlardan mahrum, “daha” huzursuz, “daha” merhametsiz, “daha” anlayışsız, “daha” sabırsız bir dönemin adı olur.
Hz. Ali radıyallah anh’ın, “Akıllı kimsenin yaşlanınca aklı gençleşir; cahil kimsenin yaşlanınca cehaleti gençleşir.” ifadesi bu durumu çok güzel özetler.
Ölümün unutturulmak istendiği bir dünyada, tek dünyalı yaşamaya davet ediliyoruz. Müminin en büyük farkı olan iki dünyalı (dünya ve ahiret) yaşama zenginliği, tek dünyalı yaşama darlığından kurtuluştur. İki dünyanın da hakkını vermektir.
Yaşadığımız her ânın, taze bir yaratılışla bize, şimdi sunulan bir nimet ve imkân olduğunu, "şimdi"nin öncekinin bir tekrarı olmadığını fark edemiyoruz. Bugün doğan güneş, bugünkü sağlığımız, bugün sevdiklerimizi salimen görmek, bugünün nimeti hem de çok özel bir nimetidir. Bu sebeple hepsi, taze bir teşekkür ve farkındalığı hak eder.