Nuri Pakdil, belki de bütün yazılarına, bütün eserlerine sinen bir fonla bağlanma sorununu ve biat düşüncesini yazı hayatının layt motifi haline getirmiştir. Ona göre sorun Batılılaşma ile başlamıştır. Batı düşüncesi bir virüs halinde insanımızı işgal etmiş, onu tüm uygarlık değerlerinden koparıp almıştır. Böylelikle Türk insanı kendine mahsus ısıyı ve ışığı kaybetmiştir. Bu nedenle 20. yüzyıl öz öldürüm çağıdır. Her yerde soyut ve somut darağaçları vardır. İnsanlık idam edilmektedir. Deneysel bilginin ağırlığı altında bükülmüştür insanın beli.
Türk aydınının çok az bir kısmı bu bağlanma sorununu görmüş, geçmişle yeniden irtibat kurmanın yollarını aramıştır.
Mehmet Akif, Necip Fazıl, Nurettin Topçu, Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil gibi modern dönem sanatçıları, sözü edilen yabancılaşmaya karşı yerli düşüncenin mücadelesini vermişlerdir.
Bir de şu var: İnsan, iç dünyasını bakımlı tuttuğu oranda algılayabiliyor yaratılışındaki bilgeliği. Bu noktada belirebiliyor insanın sanatçı yanı, gizli yanı.