9/10
·556 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
"Biliyor musun nefesine kurban olduğum, bakarsan uzaktayım, düşünürsen aklındayım, içini çekersen içindeyim, hissedersen kalbimdeyim... Ararsan kalbindeyim, kalbimdesin ve özlüyorsan özlendiğini bil,hep seninleyim." Herkese Merhaba Kalemini çok sevdiğim yazarın "Şans Serisi " üçüncü ve son kitabıyla sizlerleyim. Gerçek hikayeden yola çıkılarak kaleme alinmis olan kitabın türü roman olsa da aslında herkesin okuması gereken bir rehberdir. Evlilikle nelerin olması, nelerin evliliğe zarar verdigine Badem ve Cihangir'in diyalogları sayende anlatıyor . İletişimin bağları nasıl güçlendirdiğini , kişisel sınırlara saygıyı öyle güzel anlatmış ki kesinlikle herkese tavsiye ederim. Badem, doğum sırasında annesini kaybetmiştir. Babası ise sorumsuzun tekidir. Dünya yansa umrunda degildir. Ablası ile hayata tutunur . 7 yaşındayken babası evlenir ve üvey anne gelir. Anne sıfatını dünyada kim hak etmiyor derseniz size Çivaz derim. Fiziksel ve sözel şiddetle yıllar geçer . Ablasının evlenmesiyle Badem onlarin yanında yaşamaya başlar . Büyüdükçe üvey annesinin kardeşinin tacizlerine maruz kalır . Yüzbaşı Cihangir Soykan Askeri duruşu , disiplini ve güzel ahlakıyla sevilen biridir. Annesi evlilik zamanının geldiğini söylese de bulduğu hiçbir adayı merak etmez . Kadere olan inancı ona hayırlısını getireceğini düşünür . Çarşıda gezerken bulduğu bir cüzdanla Kader ilk ilmeğini atar. Cüzdandaki fotoğrafa bakınca gözlerindeki hüznü hisseder. Aradan geçen zamanda tekrar görse de gidip konuşmaz çünkü ne onun ahlakı toplum içinde yalnız bir kadının yanına gitmeye uygundur ne de yaşadıkları şehir . Oğlunu evlendirmek isteyen Feride Hanım ile Badem'in teyzesi birbirini tanımayan ikilinin yerine adım atar. Cihangir'in telefonundan Badem'e bir mesaj gider. Badem evlilik istemediğini net
Kör MenzilMüjde Aklanoğlu · Hasrem Yayınları · 20262 okunma
8/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:29
“Bu bataklığın bir dibi,bir sonu yok;değil mi?İnsanoğlunun içindeki o karanlığın,o korkunçluğun bir sınırı yok.” Kara Dere Köyü’ndeyiz..Ormanın yuttuğu,tekinsiz bir köy.Ve bir ceset ihbarı.Adli Tıp Uzmanı Soner,gece yarısı Savcı Volkan’dan bir telefon almasıyla vahşet dolu bir bilinmezliğin kapılarını aralıyor. Karşısındakini insan olarak görmeyen,onları düzeltilmesi gerekilen birer parça olarak düşünen bir katille başbaşayız.Adli tıp uzmanı Soner,Savcı Volkan ve Jandarma görevlisi Aykut insan aklının sınırlarını zorlayan bir canavarla köşe kapmaca oyunu oynar gibi takip ediyorlar puzzle parçalarının tümünü.Karşılarındaki kesinlikle sıradan bir ‘seri katil’değil. O bir canavar,kurbanlarını öldürmeden önce onların beş duyusunu(görme,işitme,tat,koku,dokunma)vahşice yok eden,cesetlerin üzerine bıraktığı sembol ve notlarla tüm sisteme,görmeyen/duymayan herkese ‘kendince’karşı duran hastalıklı bir zihin..Ve bu hastalıklı zihnin ardında bıraktığı tüm izler,çözülmeyi bekleyen birer mesaj. Araştırma sonucunda buldukları ekibi tek bir yere götürdü.. Karaağaç Lisesine ve okulun tiyatro kulübüne!Öldürülen iki kişinin üye olduğu bu kulüp geçmişinde neleri saklıyordu?Özenle hazırlanmış ama asla oynanmamış bir oyun,isimsiz bir çocuk ve bolca sır..Bunların yanında tüm bu süreç içerisinde Kırmızı Ritüel katillerinin sürekli arayarak kendilerini hatırlatmaları ve dahası bazı delillerle ilişkili olmaları!Bu dosyayla Kırmızı Ritüel dosyası arasında nasıl bir bağ var?Adli tıp uzmanı Soner, Savcı Volkan ve Aykut bu gizemi çözebilecekler mi? İnanılmaz sürükleyici bir kurgu,zekice işlenmiş bir hikaye!Yazarımızın adli tıp uzmanı olduğunu yeniden hatırlatmalıyım!O otopsi sahneleri yine neydi öyle?Cerrahi teknikler ve olay yeri inceleme detayları o kadar net ve çarpıcı bir şekilde işlenmiş
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202626 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
8/10
·284 syf.··
2026 47. kitabı
Maceramız kaldığı yerden devam ediyor. Adli tıp uzmanımız Soner, Savcı Volkan dan gelen telefonla yine bir karanlık olaylar zincirinin başlangıcı olan cinayet haberi alır. Kitapta karanlık takıntılar,intikam,manipülasyon, adalet arayışı,gerçekler,insan duygularının sembolik kullanımı,insan psikolojisi gibi temalar işlenmiş.Yazarın dili genel olarak akıcı ve sade. Yazarın detayları kullanış biçimi özellikle başarılı. Cinayet sahneleri rahatsız edici olmasına rağmen gereksiz bir vahşete yaslanmıyor; aksine psikolojik gerilimi besleyen unsurlar haline geliyor. Bu yüzden kitap boyunca sürekli bir tedirginlik hissi eşlik ediyor.Çözme ve anlama atmosferi hakim oluyor.Teknik adli tıp detayları kullanılsa da bunlar hikâyeyi boğacak düzeyde değil. Okurken sadece sayfaları çevirmedim; karanlığın içinde yavaş yavaş yürüdüğümü hissettim.Roman, klasik bir seri katil hikâyesinin çok ötesine geçerek insanın en temel algılarına dokunuyor. Katilin kurbanlarından aldığı şey yalnızca hayatları değil; onları dünyaya bağlayan duyuları. Bu fikir bile tek başına kitabın ürpertici atmosferini kurmaya yetiyor. En sevdiğim yönlerinden biri, olayların sadece suç ve gizem ekseninde ilerlememesi oldu. Karakterlerin geçmişleri, korkuları ve çözmeye çalıştıkları sırlar hikâyeye farklı katmanlar ekliyor.İlk kitabı Kırmızı Ritüel'e yapılan atıflar ve olayların birbiriyle olan bağlantıları, Savcı Volkan'ın ve Soner'in sabrını nasıl sınıyorsa, bizim de bu akıl almaz cinayetlerin ardındaki gerçeği çözme isteğimizi aynı ölçüde körüklüyor. Her yeni ipucu ise cevaplardan çok daha fazla soru doğurarak merakı sürekli canlı tutuyor. Psikolojik yönü güçlü ve son sayfasına kadar merak duygusunu canlı tutan polisiye romanları seviyorsanız, bu kitap sizi uzun süre etkisinden çıkaramayabilir.
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202626 okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 02:23
Sizlere, daha önce pek görülmemiş bir kurguya sahip olduğunu düşündüğüm bu kitapla geldim. Hikâye, 1868 yılında İstanbul'un kalbinde; siyasi ve toplumsal olayların gölgesinde geçiyor. Bu dönemin atmosferini başarılı bir şekilde yansıtırken tarih, aşk, kavga ve ideolojiyi de bir araya getiriyor. Açıkçası kitabı elime aldığımda beni böyle bir hikâyenin beklediğini düşünmüyordum. Fakat sayfalar ilerledikçe kurgu beni içine çekti; o atmosferi ve dönemi adeta yaşattı. Yer yer ince ironiler de vardı. Özellikle bazı sahneler gözümde canlandı ve yüzümde tebessüm bıraktı. Sonuç olarak, okumaktan gerçekten keyif aldığım, farklı kurgusuyla aklımda yer eden bir kitap oldu. Eğer siz de tarihin satır aralarında dolaşırken İstanbul'u alışılmışın dışında bir anlatıcının gözünden keşfetmek isterseniz, bu kitaba mutlaka bir şans vermelisiniz.
1868 Sofya ve Cihangir'in KitabıHalil İbrahim İzgi · Timaş Yayınları · 202689 okunma
8/10
·284 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Adli tıp uzmanı Soner, gece yarısı Savcı Volkan’dan gelen bir telefonla kendisini izbe bir köşede işlenmiş korkunç bir cinayetin ortasında bulur. Meslekleri gereği sayısız vakaya tanıklık etmiş olsalar da karşılaştıkları manzara ikisini de derinden sarsar. Ancak bu olay, ilk bakışta görünen sıradan bir cinayetten çok daha fazlasını barındırmaktadır. Soner, öldürülen Ayşe’nin otopsisini yaparken cesedin içine gizlenmiş küçük bir not bulur. Bu beklenmedik keşif, soruşturmanın yönünü tamamen değiştirir. Ardı ardına işlenen yeni cinayetler ve her kurbanın bir duyusunun alınmış olması, olayları giderek daha karmaşık ve ürkütücü bir hale getirir. Her yeni ipucu, onları yalnızca katile değil, yıllardır karanlıkta kalmış gerçeklere de biraz daha yaklaştırmaktadır. Volkan ve Soner, parçaları birleştirmeye çalıştıkça karşılarında sadece bir seri katilin değil, geçmişte yaşanan büyük bir yanlışın izlerini bulurlar. Cinayetlerin ardındaki kişi, kendi adaletini sağlamaya çalışan ve geçmişin hesabını bugüne taşıyan biridir. Konuşulmayan sırlar, saklanan gerçekler ve yıllardır üzeri örtülen olaylar birer birer gün yüzüne çıkarken soruşturma daha da derinleşir. Geçmişin intikamı, vicdan muhasebesi ve insanın kendi doğrularıyla yüzleşmesini konu alan bu hikâyede, Savcı Volkan ve adli tıp uzmanı Soner gerçeğe ulaştıklarında hiçbir şeyin sandıkları gibi olmadığını fark edeceklerdir. Peki ortaya çıkan sırlar onları hangi sonuca götürecek ve geçmişin gölgesi bugünü ne kadar değiştirecektir? Yazardan okuduğum ikinci kitaptı ve açıkçası ilk okuduğum kitabını biraz daha fazla sevmiştim. Buna rağmen polisiye türünü seven biri olarak bu kitabı da keyifle okudum. Olayların ardındaki gizemi çözmeye çalışmak, katilin kim olduğunu öğrenme heyecanını son sayfalara kadar hissettirdi. Ancak hikâyenin
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202626 okunma
8/10
·284 syf.··
2026 22. kitabı
Bugün size okurken tüylerimi diken diken eden, temposunu bir an olsun düşürmeyen bir polisiye-gerilim kitabıyla geldim. Adli tıp uzmanı Soner, Kara Dere Köyü’nde işlenen korkunç bir cinayeti incelemek üzere olay yerine gider. Ancak karşılaştığı manzara sıradan bir cinayet vakasından çok daha fazlasıdır. Kurbanın beş duyusunu hedef alan sistematik işkenceler, olay yerindeki gizemli semboller ve ardı ardına gelen ipuçları, Soner ile savcı Volkan’ı son derece karanlık bir soruşturmanın içine sürükler. Polisiye ve gerilim türünde en sevdiğim şey, okuru yalnızca katilin peşinden sürüklemek değil; aynı zamanda hikâyenin atmosferini de hissettirebilmesidir. Cihangir Işık bu konuda gerçekten başarılı bir iş çıkarmış. Daha ilk sayfalardan itibaren üzerime çöken o kasvetli ve tekinsiz hava, kitabın sonuna kadar benimleydi. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri karakterlerin psikolojik yükünün başarılı bir şekilde aktarılması oldu. Özellikle Soner’in yaşadığı yıpranmışlık, gördüğü kabuslar ve mesleğinin ona yüklediği ağırlık oldukça gerçekçi hissettiriyordu. Savcı Volkan ile olan uyumlarını okumayı da çok sevdim. Lal karakteri ise gizemli tavrıyla merak uyandıran isimlerden biriydi. Yazar tempoyu sürekli yüksek tutmayı başarmış. Her çözülen ipucu beraberinde yeni sorular getiriyor ve bu da kitabı elinizden bırakmayı zorlaştırıyor. Ben de sürekli yeni teoriler kurarak okumaya devam ettim. Özellikle final kısmı birçok noktaya ışık tutarken aynı zamanda yeni soru işaretleri bırakmayı da başarıyor. Ancak kitabın otopsi sahneleri, işkence detayları ve suç unsurları oldukça gerçekçi şekilde ele alınmış. Bu nedenle hassas okuyucuların bunu göz önünde bulundurmasını tavsiye ederim. Gerilim dozu yüksek, sürükleyici ve merak unsurunu son sayfaya kadar koruyan bir polisiye okumak
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202626 okunma