"Kesin konuşmak gerekirse, epik kahraman asla bir birey değildir. Geleneksel bir dusunceyet göre, epiğin izleğini kişisel bir yazgı değil topluluğun yazgısı oluşturur."
"Lukács roman kahramanını 'sorunsal birey' olarak niteler, çünkü her zaman onu çevreleyen nesnel dünyaya (doğaya ve modern çağda bir 'ikinvi doğa oluşturan topluma) karşı konumlanmıştır ve romanın başlatıcı, oldurucu sorunu da(aynı anda hem ahlâkî, ruhsal, hem de biçimsel teknik bir sorun) zaten öznenin bu nesnellikle ilişkisi ve ütopik bütünleşmesidir."
"İngilizce 'ücret' için kullanılan salary sözünün 'tuz' anlamlı sal köküne inmesi gibi biz de 'pahalı' olan şeylere tuzlu, 'kazancı yerinde" olanlara da tuzu kuru deriz."
"Kelalaka ise, Fransızca 'ne' anlamındaki quel ile Arapça alaka sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmuş. Fransızcadaki quel intérêt(okunuşu kel entere, anlamı 'ne alaka') ifadesindeki intérêt'in yerine alaka getirilmesiyle oluşmuş."