Yıllar var ki bir zindanda kilitliyim
Yalnızca anahtar deliğinden ölü bir ışık sızıyor içeri
Yalnızlık hiçte tanrısal değil
Görkemli değil ama alışılmaz da değil
Ölümle yaşam arasında irinli bir nokta yalnızlık
Ölümle yaşam arasında kocaman bir karanlık nokta
Her ne varsa anahtar deliğinden sızan ışıkta , bütün belleğimdekileri yok etti , çığlıkların arasından uçurdu hepsini , kül edip savurdu
Adımdan gayrısını bilmiyorum
Zamanı yiyip bitirdi karanlık
Gece yoktu , güneş çoktan kömürleşmiş ve yeryüzü yapışkan bir karanlıkla örtülmüştü
Karanlığın karnında sesimi yitirdim
Tanrılar durmadan soruyorlardı
Tanrılar kendileri de bilmiyorlardı sordukları şeyleri
Peygamberler büsbütün hain çıkmıştı
Yinede soruyor , soruyorlardı
Adımdan gayrısını bilmiyorum
İki şey bilmek istiyorum, belki aynı şeyi iki kere bilmek
Duvarların rengi neydi
Demirin rengi neydi
Dokunuyorum duvarlara parmak uçlarımla , avuçlarımla , dilimle
Duvarların bir rengi olmalı
Bir rengi olmalı duvarların
Hiç bir duvarcının hiç bir ressamın bildiği bir renk değil
Adı yok bu rengin kimyası yok
Renksizliğin rengi bu
Adımdan gayrısını bilmiyorum
Bir böcek gibi antenlerimi gezdiriyorum bedenimde