Bazen sonu olmayan bir çıkmazda gibi hissediyorum ve sonra böyle düşünmeme sebep olan şeylere bakıyorum..tek başıma halletmeye çalıştığım yükler olduğunu görüyorum. İnsan herşeyi kendisi halledemez öyle değil mi ?
Duygu ve Düşünce
Sevmek zor işmiş. Bir de zor olanı sevmek var ki, insanın omuzlarına bambaşka bir yük bırakıyormuş. İçinden sağlam çıkabilmek ise hepsinden daha zormuş. İnsanın içi bağıra bağıra konuşurken, dilinin susmak zorunda kalması ne kadar ağırmış meğer. Hayatımda ilk defa birini kaybetmekten korkuyorum. Kaybetmeyeceksin deme. insan başkasından değil, kendinden de korkarmış. Bunu da yaşadım. Korkularının farkında olmak, onları susturamayacağını bilmek ve yine de susmak zorunda kalmak… Bugün uzanıp uzun uzun uzakları izledim. Sonra kitabımın bir sayfasına şu cümleyi yazdım “Hayatımda ilk defa kendimi çaresiz hissediyorum.” Ben hiç çaresiz hissetmedim kendimi biliyor musun? Ne zaman çıkmazda kaldığımı düşünsem mutlaka bir yol aradım. Bir kapı kapanırsa başka bir kapı bulmaya çalıştım. Vazgeçmedim. Çözüm aramaktan hiç vazgeçmedim. Ama ilk defa… Evet, ilk defa kendimi çaresiz hissettim. Çaresizlik… Hiç sevmediğim bir kelime. Hatta hayatıma yakıştırmadığım bir duygu. Çözüm bulamamak, Elinden hiçbir şey gelmemesi, Kendini bir çıkmazın tam ortasında hissetmek… Tam olarak buymuş çaresizlik. Elden bir şey gelememesi. Bundan hep nefret ettim. Çünkü ben, ölüm dışında her şeyin bir çaresi olduğuna inananlardanım.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sanırım değil gerçekten özledim…
Çıkmazda olduğunu hissetmek derin bir duygu.. Bazen böyle durumlarda içimden ağlamak dışında hiçbir şey gelmiyor.. Keşke tam böyle zamanlarda Dünya’yı sessize alabilseydik.. Hatıralarımızda ki güzel anılara sığınıp, nefes alabilseydik.. Geleli çok olmadı ama sanırım evimi özledim✍🏻
1000Kitap
"Bazen ihtiyacımız olan, çözüm değil, hatırlamaktır..."
Dün, uzun bir aradan sonra defterime yazarken sonlara doğru kendimi ağlar buldum: 6 sayfa yazdığımı fark etmemiştim ama elimde benle yorulmuştu. (: Ya hep ya hiç kişilikle denge için çabalarken "... Evet, geçmişte ya da dünde veya birkaç saat öncede kalan her şeyin olması gerektiği gibi tam ve sağlam bitmesini niyet ediyorum: Olmeden tekrar doğamam. Tekrar doğabilmem için nelerin olmesi gerekiyorsa olsün. Nelerin unutulması gerekiyorsa unutulsun, neler yarımsa tamamlansın, nelerden kurtulmam gerekiyorsa kurtulayım, neleri/ neyi atmam gerekiyorsa atayım , ne birikmişse su gibi akıp gitsin. Gitsin ki ben biraz ben olabileyim..." böyle yazarken bir de iyi geliyor diye su sesi açmıştım. Suyun içimi yıkayıp arındırdığını hissettim ve bazen "Daha sonra." deyip biriktirdiğimiz o duygular da iki çeşme olarak boşaldı. O kadar sakin ve kolaydı ki sanki ağlamak yerine gülümsüyordum. Tuhaftı ama güzeldi. Bir de tam kendimi salıp sel akıntısı sağlayacakken ablamın gelmesiyle dinmişti. O an içimden sövmemek için kendimi tutsam da homurdanmamı tutmak istemedim. Bir kelime resmen ağlama tuşum haline gelmiş ve basmıştı. Böyle bir şey beklemediğim için hala garipsiyorum ama ağlamayı sevdiğim için lafı olmazdı. Bir şeyler için düşünüp çıkmazda hissederken başka uygulamadan çıkmak üzereyken önüme dua düştü. Samimi ve doğallıkla edilmiş olanlar ilgimi çektiği için merak ettim. Başkası vesilesiyle bana, ben vesilesiyle de size gitsin. 🌻 Uzun diye biraz kırpıyorum "... Allahım konuşamadığı her şeyi dua kabul et. İçinde sessizce yaşadığı yükleri hafiflet. Geceleri kaygılarıyla değil, rahmetinle uyusun. Kendi bile meye ihtiyacı olduğunu unutmuşsa Sen bil, Sen tamamla. Ve dedim ki: Çıktığı yollarda güzel insanlarla karşılaştır onu. Kalbini incitenlerden uzak tut. Dünyası daraldığında ona
Alıntı
Boşluk
Sıfırdan başlamalı insan bazen. Hiç ölmeyecek gibi yaşamalı, hayaller kurmalı ama bunları yaparken anı kaçırmamalı. Bizim eksiğimiz bu işte; ileride çok güzel bir hayat yaşamak istiyoruz ve bütün günlerimizi bu uğurda harcıyoruz. Dününü harcadın, bugününü harcıyorsun ve yarın da harcayacaksın. Durup düşündün mü hiç ben bugün yaşadım mı diye? En son ne zaman hissettin yaşadığını? Belki hatırlamıyorsun bile. Yarınların için heba ettiğin bugünün ve kaybettiğin dünün var ama bir düşün, Tanrı sana bir yarın daha verecek mi? Belki kendini yırttığın, her şeyini verdiğin, anlarını feda edip koca bir ömrü harcadığın zamanın ilerisinde sana bir gün yok. Garantisini verebilir mi insan bir saniye sonrasının? Hiç ölmeyecek gibi hayal kur, birazdan ölecekmiş gibi yaşa, derler. Oysa biz hiç ölmeyecek gibi yaşayıp hayal kurmayı bile unuturuz. Yorgunuz, hep yorgunuz, kronik bir yorgunluk ve hiç geçmiyor. Uykusuz, yorgun, çaresiz, sanki çıkmazda gibi hissettiriyor. Bir şeyin yeşermesini haddinden fazla beklemek de solmaktır aslında, derler. Bazen sadece olmaz. Hiçbir sebep yoktur olmaması için ama olmaz işte, nasibinde yoktur, kaderine yazılmamıştır. Değiştirebilir misin? Kadere karşı gelebilir misin? Bir şans verseler sana o çok isteyip de olduramadığın şeyi yapmak için ve sen o şeyi oldursan, emin olabilir misin sana iyi geleceğinden? Olmuyorsa belki senin için iyi olan değildir, hakkında hayırlısı değildir. Bilebilir misin geleceği? Değiştirebilir misin geçmişini? Bazen olduramadığımız şeylerin olmayacağını kabullenip yeni şeyler deneyebilmeliyiz. Her bitiş yeni bir başlangıç getirir peşinde. Birbirlerine bağlıdır bitiş ve başlangıç. Belki çok oldu biteli ama hâlâ başlamadı bir şeyler. Olabilir. Sabretmeyi öğren, sabredersen ereceksin muradına. Her istediğin tam
Kafamda ki sanrılarım bedenime fazla, Aldığım her karar sanki bana yeni yara, Düşünüp taşınıp çıkmazda kaldığım ara, Bitiriyor yavaş yavaş hep kendime ne fayda, Boşvermek dile takılmış sade bir safsata, Anlamlar manasız kalmış birer kararda, Bilemiyorum belki nedensiz çok salakça, Bitmiyor hep yeni kararlarda kargaşa, Düşün taşın dön dolaş yine aynı başa, Sağdan soldan sürekli gereksiz kavga, Sanki bu bedende benden çok onlarda, İpi takılmış kukla misali dertleri oynamaca, Fikirler düşünceler yenilikler kimin umrunda, Alavere dalavere yeni bir icat asla çıkarma, Hep sözde kalan sebepsiz saçma anlaşma, Ne beklersin ki insan aslına nankör sonuçta, ...