Sıfırdan başlamalı insan bazen. Hiç ölmeyecek gibi yaşamalı, hayaller kurmalı ama bunları yaparken anı kaçırmamalı. Bizim eksiğimiz bu işte; ileride çok güzel bir hayat yaşamak istiyoruz ve bütün günlerimizi bu uğurda harcıyoruz. Dününü harcadın, bugününü harcıyorsun ve yarın da harcayacaksın. Durup düşündün mü hiç ben bugün yaşadım mı diye? En son ne zaman hissettin yaşadığını?
Belki hatırlamıyorsun bile. Yarınların için heba ettiğin bugünün ve kaybettiğin dünün var ama bir düşün, Tanrı sana bir yarın daha verecek mi? Belki kendini yırttığın, her şeyini verdiğin, anlarını feda edip koca bir ömrü harcadığın zamanın ilerisinde sana bir gün yok. Garantisini verebilir mi insan bir saniye sonrasının?
Hiç ölmeyecek gibi hayal kur, birazdan ölecekmiş gibi yaşa, derler. Oysa biz hiç ölmeyecek gibi yaşayıp hayal kurmayı bile unuturuz. Yorgunuz, hep yorgunuz, kronik bir yorgunluk ve hiç geçmiyor. Uykusuz, yorgun, çaresiz, sanki çıkmazda gibi hissettiriyor. Bir şeyin yeşermesini haddinden fazla beklemek de solmaktır aslında, derler. Bazen sadece olmaz. Hiçbir sebep yoktur olmaması için ama olmaz işte, nasibinde yoktur, kaderine yazılmamıştır. Değiştirebilir misin? Kadere karşı gelebilir misin? Bir şans verseler sana o çok isteyip de olduramadığın şeyi yapmak için ve sen o şeyi oldursan, emin olabilir misin sana iyi geleceğinden? Olmuyorsa belki senin için iyi olan değildir, hakkında hayırlısı değildir. Bilebilir misin geleceği? Değiştirebilir misin geçmişini?
Bazen olduramadığımız şeylerin olmayacağını kabullenip yeni şeyler deneyebilmeliyiz. Her bitiş yeni bir başlangıç getirir peşinde. Birbirlerine bağlıdır bitiş ve başlangıç. Belki çok oldu biteli ama hâlâ başlamadı bir şeyler. Olabilir. Sabretmeyi öğren, sabredersen ereceksin muradına. Her istediğin tam