Puan vermedi·404 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 19:22
Neva hanimın serileri her hikayede cok guzel kalemini seviyorum... Farkli bir hikaye baya bir ters köse yapti. Irıs okuyanlar bilir (zahara ve massimo) arasindaki mektup alısverisine yardim eden kiz evdeki hizmetli mafya ile hic bir baglatisi olmayan sadece o dunyada büyüyen her seyi bilen ama gormedim duymadim bilmiyorum seklinde masum bir cicek ama icten ice onunda kalbinde biri yatiyor.Asla onun olamayacak ve ulasilmaz bir buz dagı, Mayfanin tum lojistik islerine bakan adrianoya ilgisi var onu herkesden iyi taniyan surekli onu gozlemleyen ve sezgilerinde yanilmayan bir gözlemci annesi hasta ve buyuk cikmazda bir hafta icerisinde 5 tane farkli işde calisan yardimsever gözü kara ama aslinda asırı ürkek kizimiz bir davette adrianonun işledigi bir cinayete tanik olur ve o an islenen sucami yoksa yaşadigi şokami şaşirmaliydi ve bu gorgü tanikligi onu nerelere sürukleyecektı büyük bir belirsizlik burada artik oda bu dünyanın gercek ve acimasiz yuzuyle tanisir. ADRIANO güclü soguk ve aşiri maskeli bir adam kimse o maskede gercegi cözemedi o buzdan duvarlari eritemezdi.onun tek istegi bir varisi olmasi evliligi bir iş anlasmasi gibiydi ve süresi dolmak üzereydi bu hayatta artik paradan ve isinden baska tutunacak dali yoktu ta ki kendisinden farkli bir sekilde davranan irisile karsilasana kdr bir yere kadar o hala mafyanin her isine hakim ama hep disardaki adam gecmisi ve simdiki zamanda bosluklari cok vardi.Kendisini taniyacak kabullenme baslayacak ve ancak o zaman teslim olacakti. Iris ona birde bu maskedeki adami tanitacak sadece onu sevdirecek.
Frozen HeartNeva Altaj · Neva Altaj · 202610 okunma
8/10
·224 syf.··
2026 59. kitabı
#arzununokudukları #okudumbitti #yorum Funda Uçuk Er @timasyayingrubu Kahvekokulukitaplar1 #kitapdostluğu01 "Geleni engelleyebilecek gücünün olmadığını ama gelrni nasıl karşılayacağına müdahil olabileceğini fark ettiğinde gücünü heybeye harcamazsın." Alıntı Zalimin kendini mütemadiyen haklı görme gibi bir alışkanlığı var. Öte yandan Allah öyle büyük ki zalimi mazluma muhtaç bırakıyor. Bu ne muazzam bir denge Ya Rabbi kimsenin hakkının kimsede kalmamasındaki muazzam terazi. Alıntı Herkese merhabalar Funda Uçuk Er in yeni serisinin ikinci kitabı "küllerimden doğarken" kitabının yorumuyla geldim. İlk kitabı "kocam bir narsist" kitabının yorumunu bir önceki postta paylaşmıştım. Şimdi gelelim ikinci kitaba. İlk kitap çok merak edilecek bir noktada son bulmuştu. Bu kitap da ordan başladı ama bunun sonu da öyle bir yerde bitti ki gel de sabırla bekle üçüncü kitabı Üstelik sabretmek konusunda bu kadar tahammülsüz ve tezcanlıyım olan benim de tozunu silkeleme şekli bu demek ki... Melal ve Sadberk narsist birer kocanın kurbanlarıydı. İkisinin eşi de farklı yolları seçerek farklı sonlara doğru koşmaya başlamıştı. Bu kitapta daha çok yıllarca susturulmaya çalışılan duygulara tanıklık ediyoruz. Tasavvuf bir tık daha yoğun. İbrahim hoca hepimizin iç sesinin susmayan sorularını yanıtlayan gönüllere rengarenk çiçek tohumları eken Derviş dedenin torunu adeta... Yine çom beğendim. Yine çok ders çıkardım. Yine şefkatle tokatlanarak silkelendim. Hemde öyle bir zamanda okudum ki bu iki kitabı arka arkaya....
Küllerimden Doğarken Küllerimden DoğarkenFunda Uçuk Er · Timaş Yayınları · 202617 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
4. Kitap
9/10
·565 syf.··
2026 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 20:03
Stefan... Elena'nın Stefan'ı, şimdi nerede olduğunu tam olarak bilmediği stefan. O aşağılık kitsuneler sadece bazı ip uçları vermişleri ve kocaman bir hiçlik. Damon ve Elena ölüm kapısını aramak için yola çıktıklarında gölgede kalan bazı duygular hareketlenmeye başlamıştı. Elena Damon'ın yüreğindeki çocuğa sarıldığında artık bir çıkmazda olduğunu biliyordu. Yolculuğa sonradan katılan iki sırdaşla beraber cehennemin kapıları açıldı. Ölümün kapısı açılmıştı açılmasına da, burdan hangi anahtarla çıkacaklardı, nasıl çıkacaklardı. O zavallı kadını -Leydi Ulam'yı- bulmasalar şansları bu kadar yaver gider miyidi? Ölümün pençesinde dans ettikleri balolarda bir anahtar aradılar, stefan'ın ve cehennem'in anahtarını. Nihayet sona yaklaştıklarında Elena artık Stefan'ın kollarındaydı. Gece karası gözleri unutmuş ve bu yeşil denizde boğulmuştu. Tam giderken beyaz bir tilki ruhtan bir buket geldi. Büyülü bir buket. Ne var ki buket istenen yeri bulmadı ve meraklı birinin eline geçince olanlar oldu. Masum çocukların zihninin ele geçirildiği, kargaşa dolu kasabaya döndüler ama yine çok geçmeden o lanet boyuta gitmeleri gerkecekti.
Vampir Günlükleri 4. Kitap - Dönüş: Gölge RuhlarL. J. Smith · Artemis Yayıncılık · 2012508 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:33
İlk bakışta sade ve günlük hayatın içinden cümlelerden oluşuyor gibi görünse de, aslında insanın iç dünyasına dokunan birçok düşünce barındırıyor. Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey, umut duygusunu kaybetmeden yaşamaya devam etmenin öneminin vurgulanmasıydı. Yazar, hayatın her zaman planladığımız gibi gitmeyeceğini ancak iyi niyetin, sabrın ve inancın insanı yeniden ayağa kaldırabileceğini samimi bir dille anlatıyor. Özellikle “Nasip niyete vurgundur” düşüncesi, emek verdiklerimizin ve içtenlikle istediğimiz şeylerin bir gün karşımıza çıkabileceğini hatırlatıyor. Edebi açıdan çok derin veya ağır bir anlatıma sahip olmasa da, kitapta yer alan kısa ve etkili cümleler zaman zaman durup düşünmeme neden oldu. Bazen motivasyonumu kaybettiğim, kendimi çıkmazda hissettiğim anlarda okuduğum bazı satırlar bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Belki herkes için aynı etkiyi yaratmayabilir ancak benim için doğru zamanda karşıma çıkan ve iyi hissettiren bir eser oldu. Nasip Niyete Vurgundur
Nasip Niyete VurgundurEthem Emin Nemutlu · Olimpos Yayınları · 20194,315 okunma
10/10
·93 syf.··
Beğendi
·
2026 213. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 13:55
1950 kuşağının önde gelen öykücülerinden Ferit Edgü, içinde yaşadığı çağın değişen insan algısını yansıttığı hikayelerinde, yalnızlık, yabancılaşma, bunaltı gibi varoluşçu felsefenin yansıması olan izleklere yer verir. Ferit Edgü’nün 1959’da yayımlanan Kaçkınlar adlı kitabında yer alan birbirleriyle bağlantılı hikayelerde şiddet teması merkeze alınarak yapılan araştırma aracılığıyla, dönemin değişen edebiyat anlayışını ve insan algısını görmek mümkün olacaktır. Ferit Edgü’nün Kaçkınlar adlı kitabında yer alan öykülerde şiddet, toplum içinde görülmemenin, duyulmamanın ve anlaşılmamanın sonucu olarak ortaya çıkar ve kişilerin yalnızlık, yabancılaşma ve bunaltı gibi duygularının dışavurum aracı olarak kullanılır. Varoluşsal kaygıların egemen olduğu, zorluklarla sürdürdükleri, yaşamaya değer bulmadıkları hayatlarını, başkalarının gözleriyle değerlendiren hikâye kişileri, içine düştükleri çıkmazda şiddete başvururlar. Kaçkınlar’da şiddet, insandan insana, insandan hayvana ve insandan nesnelere yönelik şiddet olmak üzere çeşitli biçimlerde görünür kılınır. Fiziksel şiddet, hem hikaye kişileri tarafından uygulanan hem de onların maruz kaldığı bir şiddet türü olarak, insanoğlunun yıkıcı ve yok edici yüzünü temsil eder. Psikolojik şiddet ise hem içeriden kişilerin kendilerine uyguladığı duygusal şiddet hem de dışarıdan diğer insanlar tarafından hikâye kişisine uygulanan baskılar aracılığıyla görünür kılınır. Çalışmada incelenen hikayeler aracılığıyla şiddetin görünür ve görünmez yüzleriyle insanların hayatını kuşattığı ve giderek artan yıkıcılığıyla onların hayatında çıkmaza sebep olduğu üzerinde durulmuştur.
Hayata Dair
KaçkınlarFerit Edgü · Çan Yayınları · 1959326 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2026 94. kitabı
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Japonya’da, savaşın o büyük yıkımını ve toplumun yaşadığı derin kimlik krizini anlatan bir edebi hareket doğdu: Burayha. Geleneklere, katı kurallara başkaldıran ve kelime anlamı bir nevi 'çöküş' olan bir yazar topluluğu... İşte o kutsal ilan edilen sahte değerlerin büyük enkazından geriye bu topluluğun o melankolik aydınları kaldı. Ango Sakaguçi de o yıkımın tam ortasında, her türlü dayatmanın tamamen uzağında duran bir isim. İnsanın sahteliklerden sıyrılıp kendi çıplak gerçeğiyle, o kaçınılmaz düşüşüyle yüzleşmesi gerektiğini savunan o ödünsüz ruhun ta kendisi. Bu tavizsiz ve net duruş, öykülerinin o tekinsiz dehlizlerinden denemelerinin her bir satırına kadar kendini açıkça hissettiriyor. Tam da bu noktada, Çevirmen Kuzey Baykal’ın kaleme aldığı o kıymetli ön sözü okurken yazarın bu tavizsiz ruhunu daha da derinden hissediyoruz. Eser, aslında çok önceden bambaşka bir yayınevinin mutfağında demleniyormuş. Fakat Baykal, kendi yayınevlerini yani Ayabakan Yayınları'nı kurunca bu edebi mücevheri kendi bünyelerinde parlatmak istemiş. İyi ki de öyle yapmış; zira bu sakınılan özen kitabın her satırında kendini hissettiriyor. Biz Uzak Doğu kültürünü dışarıdan hep katı geleneklere bağlılık, uysal bir adanmışlık ve mutlak bir itaatkarlık üzerinden okuruz. Bizdeki 'kader' algısının onlardaki o trajik, onurlu karşılığı olan Harakiri gibi. Ancak Sakaguçi, bu dışsal şekilciliğin ardındaki o muazzam toplumsal sıkışmışlığı deşifre ediyor. Bize gösterdiği şey çok net aslında; şekilciliğe değil, öze bağlı kalındığı müddetçe ne bir kültür yozlaşabilir ne de insanın öz benliği kaybolur. Çünkü Japon toplumunun o insanı mengene gibi sıkan yapısı; bireyi yapmak istedikleri ile geleneklerin ondan mutlak olarak beklediği 'yapması gerekenler' arasında dehşet
Çöküş ÜzerineAngo Sakaguçi · Ayabakan Yayınları · 20263 okunma