Gençliğin baharında tenimize o mağrur gerginliği veren, kolajen adında gizli bir cevher vardır. Bu cevher öyle gürdür ki; cildimiz tıpkı bir yay gibi esner, bükülür ve her defasında asaletle eski formuna döner. Ancak zamanın eli değdikçe bu kadim bağlar seyrekleşir. Bir vakitler gelip geçici olan zarif çizgiler, kolajenin çekilmesiyle derinleşir; yerini yılların yorgun mührü olan kırışıklıklara bırakır. Artık ten, o eski diriliğini zamanın sessiz akışına teslim etmiştir.