Nâr Hanım, bir alıntı ekledi.
1 saat önce

Dayan Kalbim !
Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Çile, Necip Fazıl KısakürekÇile, Necip Fazıl Kısakürek
Şeymanur Kılıç, bir alıntı ekledi.
 3 saat önce

Ân oluyor bir garip duyguya varıyorum,
Ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum?

Çile, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 314 - Büyük Doğu Yayınları)Çile, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 314 - Büyük Doğu Yayınları)
Ruveyda, bir alıntı ekledi.
4 saat önce

25 Mayıs 1983, Rahmet olsun!
İki yıldız arası göğe asılı hamak…
Uyku, uyku… Zamansız ve mekânsız, uyumak.
Uyumak istiyorum; başım bir cenk meydanı; 
Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı.

Çile, Necip Fazıl KısakürekÇile, Necip Fazıl Kısakürek
Nur, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okudu

Kalan
Bir ebedî mahrumluk, kalan bu hikâyeden;
Git, git bir çıkmaz sokak, o varılmaz gâyeden..

Çile, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 205 - büyük doğu yayınları)Çile, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 205 - büyük doğu yayınları)
Osman İnce, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

Rahmetle...
Gideriz nur yolu izde gideriz
Taş bağırda, sular dizde gideriz
Bir gün akşam olur bizde gideriz
Kalır dudaklarda şarkımız bizim

Çile, Necip Fazıl KısakürekÇile, Necip Fazıl Kısakürek
Hatice Aydemir, bir alıntı ekledi.
6 saat önce

"Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Balkona yorgun çamaşırlar asmayı
Ki uçlarından çile damlardı."

Ah'lar Ağacı, Didem Madak (Sayfa 36 - Metis Yayıncılık)Ah'lar Ağacı, Didem Madak (Sayfa 36 - Metis Yayıncılık)

Karmaşa
Karanlığı düşünmeye görsün, korkularından arınmak kadar zor bir şey yoktur akıl süzgecinde. Sorması bile başa bela hâli hatırda bu devirde. Estimi kükrek sesi, yankılanır sarp kayalıklarda. Çile çekmek kadar çektirmekte mübahtır yanlızlığa. Eskimiş gökyüzüne bakmaktan sıkılmışlığını anlatmaya bile gerek duymuyordu. Bakarken siper ettiği ellerinin arasından sızan ışığa da kızıyordu. Çünkü onun yüzünden aydın olmakta günler, geceyi kovalayan güne kavuşmak için herkes aynı bekleyişe sığınmıyor heyecanlı kalp atışlarıyla. Yeraltından göklere düşen soğuk buz kütlelerine baktığında, kar tanesi biçiminde yerlere akmasını diledi. Olmadı da günün ortasında... Geceyi bekleyecekti yine de , cömertliği sabrınaydı sınanmışlıkla. Kuru kuru içine dolan havayı geri vermeye zorlanırken nefessizce içten gelen öksürüğü dinledi ve birazcıkta inledi ki ritmine tempo olsun diye. Bizim gücümüz yokmuydu yani dünyayı degiştirmeye...tabi ki yoktu, olsaydı değişirdi bizden önce. Hem, kimi seviyordu ki papatyalar taç yapılmak için annelere. Uzunca düşündükten sonra konuşmaktan çok susmayı dile getirdi. Belki sessizliği bozabilirdi böylelikle... Yine de bakamadım gözlerine, öyle olsaydı sevişirdik dünyada herkesden önce. İyi ki yoktun, iyi ki bulmamıştım seni arayıpta. Ben ellerimi her ıslattığımda teninden bir dokunuş canlanıyor iç dünyamda. Onlara ulaşmak kolay olsaydı, yaşıyor olurdun şimdi ölmeden önceki hayatta.

Ayşe Yıldırım, bir alıntı ekledi.
 8 saat önce

"Mekânın cennet olsun üstad."
Deryada sonsuzluğu zikretmeye ne zahmet!
Al sana,derya gibi sonsuz Karacaahmet!
Göbeğinde yalancı şehrin,sahici belde;
Ona sor,gidenlerden kalan şey neymiş elde?

Çile, Necip Fazıl KısakürekÇile, Necip Fazıl Kısakürek
SiYahAşKıNa.., Yol'u inceledi.
10 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

*Şiirlerinin her dizesinde duygusallık kokan muhteşem Birhan Keskin kitabıydı.Son zamanlarda karşıma çıkan,ayakta okuyabileceğim şiir kitaplarından bir tanesiydi.
Hasan Hüseyin Korkmazgil'in de dedigi gibi (gerçek) siir ayakta okunur. Bu bir seçim degildir. Siir sizi durdurur, (bu) dünyada oturacak yer bulamazsiniz.
*Her gün bir kez bu kitabın başına geçtim. Her gün bir kez dışarı çıktım kırık bir bulutla yürüdüm, her gün bir insana bakıp, yüzümü yere eğdim. Her gün bir gazeteye boş gözlerle baktım. Her gün birileri konuştu, onları dinliyor gibi yaptım. Her gün bir kez "neredeyim" diye sordum kendime. Her gün bir kuzey kışı indi içime. Her gün karşımda duran fotoğraflarına baktım. Bir kez öfkelendim her gün bir kez sordum kendime neden bu kadar bağlandın. Her gün adalet ve zalimlik üzerine düşündüm. Belki de her şey. Her gün bir barbar, bir medeni ile gezdim sokaklarda. Minareleri her gün sabaha ezan sesleriyle ben açtım. Her gün bir perdeyi aralamaya çalıştım. Her gün hiçbir şeyi anlamadığımı düşündüm, her gün her şeyi anladığımı düşündüm. Güvercinleri yolculadım. Her gün, günlere dayanamadığımı düşündüm. Kitapları alt alta dergileri kıvırarak yan yana dizdim. Ne idüğü belirsiz yerler benimle yürüdü. Gördüğüm her "cümle" bana bir bıçak gibi battı, anlamadım. Her gün bir taş parçası söktüm içimden. Her gün uyku beni koynuna alsın diye yalvardım. Her gün, gün bitiyor gece bitmiyor dedim. Her gün işlerin beni avutmadığını gördüm. Ayrılık günlerini sonradan niçin sisli bir perde gibi hatırlarız diye sordum. Öfkeni unutma dedim kendime her gün, unutursan düşersin dedim. Her gün en az bir saati ayakta durmaya, dimdik durmaya ayırdım. Her gün ömür sözcüğünü bir kez kalbimden geçirdim. Her gün ömür sözcüğü kömür gibi tınladı içimde. Her gün sana içimden bir kez "sevgilim" diye seslendim. Her gün sana bir kez "zalim" diye seslendim. Her gün, yan yana oturup birbirine rikkatle bakan iki yaşlı kadını düşündüm. Her gün o kadınların bu fotoğrafı yırtıldı dedim. Her gün "âh" ettim bir kere, bir kere o âh'ı geri aldım. Her gün "yol arkadaşım" dedim, kahırla kapladım sözlerimi. Her gün acını tattım. Her gün unutmak için değil, unutmamak için ağu kattım kalbime. Her gün insan olmak ne çok kusur içeriyor diye düşündüm. Her gün bir kilidi açmaya çalıştım. Başka bir şey vardı, başka bir şey; ben sana dünyanın değil yeryüzünün diliyle seslenmiştim. Çile nedir, günah ne? Bana ne bunlardan. Dünyanın merkezi sendin her gün ben senden uzayan uçsuz bucaksız bir kara. Karrrrrrrrrraaaaaaaaaaaaaa.