Siz hiç karlı havada babanız sizi hocanızın evinden almaya geldi diye azar işittiniz mi? Ben işittim. Üzüldüğüm bir anı olarak paylaştığımı düşünüyorsanız yanılırsınız. Çünkü biliyordum ki kendim eve gidebilirdim. Ama hocam bilmiyordu. Onun için çocuktum sadece ve babam da biliyordu eve gidebileceğimi. Üstelik bizim zamanımızda çocukların sokağa çıkma korkusu da yoktu. Babam eve neden kendin gitmedin dediğinde hocam izin vermedi diyemedim. Herşeyimizi kendimiz halletmeye o yaşta dahi bu kadar adapte olmuşken şimdi kalkmış bu toplum benden bir erkeğin boyunduruğuna girmemi, bilmememi, yapamamamı, anlamamamı ama yemek yapmamı kırıp dizimi evde oturmamı çığlık çığlığa istisnasız her kesimden bağırıyor..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
bir kuğunun boynuna dokunurken…
Yol bir yere gitmez
içerde
düz saçlara uğrar
ayak üstü bir akşamüstü
her plansız ürperişin sonu
hüsran
ve `hüsran
çok sanat müziği bir kelimedir`
yol bir yere gitmez
o bir durma biçimidir
yol yoluyla gidebilir yare
yoldan çıkabilir apansız
ve ömür bitebilir yoldan once
ama yol bir yere gitmez
o bir durma biçimidir
yaşamak
hızlı bir ölme biçimidir
düşünce ışıktan yavaşsa
erken gidilmelidir
gerdan sözcüğüne
bir kuyumcuda da rastlayabilirsin
bir kasapta da
kalbin sızlamaz
bir kuzu yüreğini vitrinde görünce
o bir beslenme biçimidir
ama korkarsın
kurdun sevdiği havadan