(Sömürgelerde) Devlet daha baştan kendini yabancı olarak gösterir. Çin Hindi'deki kauçuk plantasyonunda çalışan tarım işçisi veya Güneybatı Afrika'daki madenci metropoldeki köylüyle karşılaştırılamaz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Girişteki plakette Mo'nun el yazısıyla "Çin'de duvara çıkmayan doğru insan değildir" yazdığı söyleniyor, Çin alfabesini okumak Set'e tırmanmaktan bile zor görünüyor ama okuyamasam da Mao'nun böyle dediğine inanıyorum. Zaten evrendeki bu acıklı anlama çabamızda işaretlere inanmak belki de tek çıkar ve en kolay yol.
Ne burada ne de uçsuz bucaksız Çin'de, çoğumuz duvarın yanına bile yaklaşamayız Duvarlar önümüze dikilir ve diplerinde kalakalırız. Paul Eluard, "Ne yapabilirdik kapılar kapanmıştı/ Ne yapabilirdik kilitler vurulmuştu üzerimize / Ne yapabilirdik /
Kent dize gelmişti" derken baskıcı dönemlerin yasakçı duvarlarını ve infaz ekibinin önündeki tutsak çaresizliğimizi söyler.
Edison da kendisinden bahsederken "Sınıfımın birincilerinden deği, sonuncularındandım" demişti. Einstein 1900'de beş kişilik fizik bölümünü dördüncü bitirdi. Steve Jobs'in lisedeki not ortalaması 2.65'ti, Alibaba'nın (Amazon'un Çin'deki muadili) kurucusu Jack Ma gaokao'ya girdi
(Çin'deki yüksek eğitim sınavı) ve ikinci denemesinde matematikten 120 üzerinden 19 aldı. Beethoven sayıları toplarken zorlanırdı, çarpmayı ve bölmeyi ise hiç öğrenmedi. Walt Disney vasatın altında bir öğrenciydi, sınıfta sık sık uyuyakalırdı. Son olarak Picasso alfabedeki harflerin sırasını hatırlayamazdı ve rakamları bir resmi temsil ediyormuş gibi algılardı; örneğin 2 rakamı onun için bir kuşun kanatlarıyken 0 bir vücudu simgeliyordu. Standart IQ testleri bu dâhileri tanımakta başarısız olabilirdi.
Her geçen gün daha fazla sağırlaşıyoruz öncesine, sonrasına, şimdisine ve nasılına hayatın. Kahırlı ağıtlar yakıyoruz geçen günlerin ardından.
Yürüyemiyoruz bir adım olsun hayatın fıtratına uygun ayak izlerinde.
Kurtulamıyoruz efkârın çın çın çınlayan dehlizlerinden.
Yıkıldık; yıkılıyoruz yaşamayı her denediğimizde.