Marion Milner Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra ,26 yaşındayken, ‘mutluluk anlarını gözlemlemek ve neden kaynaklandıklarını bulmak’ adına günlük tutmaya başlamış. Bu fazlasıyla özel ve öznel girişimini yıllar sonra incelediğinde aldığı yolu hayretle farketmiş ve bunu başkalarıyla da paylaşmak arzusunu bastıramamış. O dönemde edebiyat ve psikoloji camiasının da olumlu birçok eleştirisini alan bu eser Marion Milner ‘ın kendi psikanalizi niteliğinde. Bizlere de kendimizi tanımak ve daha doyurucu bir yaşam sürmek adına ipuçları sunuyor. Gideceğimiz yolu kısmen işaret ediyor ama varılacak nokta hakkında ucu açık bırakıyor. Çünkü her birey kendi özelinde biriciktir ve özünü kendisi bulmalıdır.
‘Tecrübelerimi incelediğimde farklı, incelemediğimde farklı şeylerden mutlu olduğumu keşfettim. Bakma eylemi kendi başına bütün varlığımı değiştiren bir güçtü.’ ‘Bakma’ durumunun pek çok şeyi altüst ettiği , kontrol çabasının , gözlemle bir şeyleri çözebilmek adına fazlaca incelemenin sonuçları değiştirebileceği fikri ilginç değil mi?
Kuantum mekaniğinde, Çift yarık deneyindeki gözlemci etkisini duymuş muydunuz? Detayına girmeyeceğim, aynı deneyi gözlemlediğimizde başka, gözlemlemediğimizde bambaşka sonuçlar veriyor bize.
Yani kendimizi, duygularımızı, geleceğimizi hatta geçmişimize ait düşüncelerimizi kontrol etme çabamız benliğimizde tahminimizden daha fazla ‘değiştirici güç’ oluşturuyor.
Bu ‘değiştirici güç’ün olumlu etkilerinin olduğu başka alanlar da elbette ki var. Kör düşünce sisteminin bizi yanlış yargılara itebildiği aşikâr.
Lafı fazla uzatmadan , yazarın ufak bir önerisi ile bitireyim: ‘ Kendisinin zannettiğinden çok daha aptal olduğunu anlamaya hazır olmayan kimse bu deneye kalkışmasın.’
İyi akşamlar