Çinliler önce Avrupa pazarına daha sonra da Ortadoğu pazarına yeni ürünlerini sunuyor. Ortadoğu pazarına girerken de önce ticaret başkentleri olan şehirlerde mallarını görücüye çıkarıyorlar. Sonrasında Anadolu şehirlerine yayılıyor. Bunların hepsini en öncelikle fuarlarda tanıtıyorlar. Çin, yeni veya görece katma değerli bir ürünü piyasaya sürerken en katı regülasyonlara (CE belgeleri, AB güvenlik standartları vb.) sahip olan Avrupa pazarını bir nevi turnusol kağıdı olarak kullanır. Avrupa'da alım gücü yüksek olduğu için yeni bir ürünün ilk Ar-Ge ve üretim maliyetleri bu pazarda daha yüksek kâr marjlarıyla hızlıca finanse edilir. Avrupa pazarında kabul görmüş, oranın vitrinlerine çıkabilmiş bir ürün; Ortadoğu, Kuzey Afrika veya Orta Asya pazarlarına girerken otomatik olarak güçlü bir "kalite ve prestij" referansı kazanmış olur. Ortadoğu ve Yakın Doğu hinterlandına geçildiğinde ise doğrudan kılcal damarlara yayılmak yerine, İstanbul veya Dubai gibi küresel lojistik, finans ve ticaret merkezleri hedef alınır. Bu megakentler, bölgenin büyük toptancılarını, distribütörlerini ve büyük satın almacılarını çeken devasa birer aktarma istasyonudur. Çinli üreticiler, bireysel kanallarla pazar aramak yerine, bu metropollerdeki büyük B2B fuarları (örneğin İstanbul'daki China Homelife veya Dubai'deki Gitex / The Big 5 gibi etkinlikleri) kaldıraç olarak kullanır. Fuar, en düşük operasyonel maliyetle en yüksek sayıda "büyük balığa" ulaşma yeridir. Metropollerdeki bu büyük fuarlara katılan Anadolu sermayesi (Bursa, Gaziantep, Kayseri, Konya veya Denizli gibi ticaret ve imalat hacmi yüksek şehirlerin distribütörleri), ürünleri yerinde inceler, bağlantıları kurar ve kendi bölgelerine taşır. Çinli üretici risk alıp Anadolu'nun yerel pazarlarına tek tek girmekle uğraşmaz. Yerel tüccarın
1000Kitap
Bim Patatesi
Bim'in patatesi niye kızarmıyor arkadaş? Yoksa Çinliler ayda patates yetiştiriyor da onu mu satıyorlar? İnsan bi düşünür; ayın " yağ çekimi" ile buranın "yağ çekimi" bir mi?
Mizah
Reklam
Film: Vertigo
"Çinliler bir insanın hayatını bir kere kurtarınca hayatınız boyunca ondan sorumlu olursunuz derler."
Alıntı
Bu Çinliler ne kadar yakışıklı oluyor
Çinliler bir insanın hayatını bir kere kurtarınca hayat boyu ondan sorumlu olursunuz derler... Vertigo-1958
Çinliler barış içinde yaşamaya karar verdiklerinde büyük Çin Seddi’ni inşa ettiler. Yüksekliğinden dolayı hiç kimselerin tırmanamayacaklarını düşündüler... Fakat, inşasından sonraki 100 yılda Çinliler 3 misli daha fazla işgale uğradılar. Düşman piyade askerlerinin, hiçbir zaman duvara tırmanma ya da duvarı yıkmaya ihtiyaçları olmadı. Çünkü, her zaman muhafızlara rüşvet verdiler ve kapılardan girdiler. Çinliler yüksek ve kalın duvar inşa etmişlerdi; fakat duvar muhafızlarının karakterlerini inşa edememişlerdi. Netice olarak, insan karakterini inşa etmek farklı ve önemli... Her şeyin inşasından önce gelir. Yeni neslin bugünkü ihtiyacı işte budur. Bir oryantalistin dediği gibi; “Eğer bir milletin medeniyetini tahrip etmek istiyorsanız 3 yol var; * Aile yapısını tahrip edin. * Eğitim sistemini tahrip edin. * Rol modellerini ve referanslarını küçümseyin, alçaltın.”
Reklam
Reklam